• Ana Sayfa
  • A
  • B
  • C
  • D
  • E
  • F
  • G
  • H
  • Haberler
  • K
  • L
  • M
  • N
  • O
  • P
  • R
  • S
  • T
  • U
  • V
  • Y
  • Z
  • İletişim
  • Sitemizde şuan 4376 türkü sözü bulunmaktadır.
    • Türkü Tarihi

      I. TÜRKÜ KAVRAMI

      Türkçe söylenmiş şiir anlamına gelen “Türkü” nün “Türkî” sözünden geldiği görüşü ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Yani, “Türk” kelimesine Arapça “î” ilgi ekinin getirilmesiyle vücut bulmuştur. “Türk’e has” anlamına gelen bu söz halk ağzında “Türkü” şekline dönüşmüştür.
      Türkü sözü muhtelif Türk boylarında farklı kelimelerle isimlendirilirler. Türküyü Azeri Türkleri mahnı, Başkurtlar halk yırı, Kazaklar türki, türik halık äni, Kırgızlar eldik ır, türkü, Kumuklar yır, Özbekler türki, halk koşiğı, Tatarlar halık cırı, Türkmenler halk aydımı, Uygur Türkleri de nahşa, koça nahşisi derler. 1

      Türkü terimi ilk defa XV. yüzyılda Doğu Türkistan’da aruz vezniyle yazılmış ve özel bir ezgi ile söylenmiş ürünler için kullanılmıştır.2 Burada değerlendirmeye çalıştığımız hece vezni ile söylenmiş türkülerin Anadolu’daki ilk örneğini ise, XVI. yüzyılda buluruz. Türkü şekline uygun ve türkü adını taşıyan sözünü ettiğimiz bu parça XVI. yüzyıl halk şairlerinden Öksüz Dede’ye aittir.

      Birtakım araştırmacılar türküyü şöyle yorumlamıştır:
      Cahit Öztelli: “Halkın iç âlemini yaşatan, beşikten mezara kadar bütün yaşayışını içine alan en dikkate değer edebî mahsuller türkülerdir…Genel olarak türkü adını taşıyan manzumelerde değişmez bir ölçü ve şekil yoktur. Yalnız saz şairleri tarafından sanat düşüncesiyle meydana getirilen türkülerde belli ve değişmez bir şekil vardır. Uzun bir geleneğe bağlı olan bu türkülerde kavuştak (nakarat) bulunması şarttır. Birinci dörtlüklerin 2. ve 4. mısraları ile sonraki dörtlüklerin 4. mısraları hep aynıdır.”3

      Nihat Sami Banarlı: “Koşma şeklindeki bir manzumenin her dörtlüğüne bir (beşinci) veya bir (beşinci-altıncı) mısra ilavesiyle söylenilen bir halk şiiridir.” 4

      Muzaffer Uyguner: “Her mısraı kafiyeli üçer mısralı kıtalar ile gene kafiyeli ve iki beyitten müteşekkil ara nağmeleri olan ve çalınıp söylenen folklorik halk edebiyatı mahsulleridir.”5

      Herbert Jansky, türküyü şu şekilde tanımlamaktadır: Türkü : “Büyük tarihi hadiseler karşısında halk kitlesinin sevinçlerini veya ümitsizliklerini; büyük şahsiyetler hakkındaki saygılarını veya nefretlerini; gençler arasında geçen hazin aşk hikâyelerini, millî hece veznini ölçü alan ve kalpleri fetheden mısralarla, derin bir muhteva içinde dile getiren edebî, aynı zamanda mûsiki bakımından ehemmiyete hâiz olan bu kendine öz bestelerle söyleyen; dar manâsıyla ise tarihi bir vesika mahiyeti gösteren Türk halk şiirinin en eski türlerinden biri”.6

      TÜRKÜLERİN DOĞUŞ VE YAYILIŞLARI

      Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar.

      Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösteren türküler, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar.

      Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler vukua gelir. Kimi zaman bu değişiklikler türküyü tanınmayacak hale getirir; öyle ki, bu eserler karşımıza bir başka türkü olarak dahi çıkabilir. Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl sebebi kişilerin kabiliyetleridir. Kaynak şahıslar, ezgilerin yapısında önemli ölçüde değişiklik yapabildiği gibi, bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.7

      Bunun yanında halk hikâyelerinden ve saz şairlerinin şiirlerinden vücut bulmuş türküler de vardır. Sözgelişi; bugün Âşık Garip, Kerem, Köroğlu, Karacaoğlan, Gevherî, Dadaloğlu, Dertli, Ruhsatî ve Emrah’a ait pek çok şiir halkımızın dimağında türkü olarak yaşamaktadır. Aşıklar şiirlerini, çeşitli nağmelerle söylerler. Keza tasnif ettikleri hikâyelerin manzum kısımlarında da aynı yola başvururlar. TRT Repertuarında Kerem, Kesik Kerem, Gevheri gibi âşıkların adıyla geçen türkülerin olması bunun açık delilidir.

      O yüzden gerek şekil gerekse konu bakımından türkü alanında âşıkların yaptığı katkı küçümsenemeyecek derecededir.

      II. TÜRKÜLERİN ÇEŞİTLERİ VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ

      Türküler genellikle yedi, sekiz ve on bir hece ile söylenmişlerdir. Ancak az sayıda da olsa beş ve on beş heceli şiirler de vardır. Bunun yanında bağlantılarla vücuda getirilen türkülerde, bentlerle ve bağlantıların heceleri arasında eşitlik olmayabilir. Yani bent kısmı yedi hece olan bir türkünün bağlantı kısmı on bir hece olabilir. Bu tarzda ortaya konulmuş pek çok sayıda örnekler vardır.Sözgelişi şu örnekte bent kısmı yedi, bağlantı kısmı ise farklı sözlerden ve on üç heceyle söylenmiş farklı mısralardan oluşmuştur.

      Çarşamba dedikleri
      Şekerdir yedikleri
      Hiç aklımdan gitmiyor
      O yarin dedikleri

      Telg(ı)rafın tellerinin rengi kurşuni
      Genç yaşımda atma bana mavzer kurşunu

      Çarşamba yazıları
      Körpedir kuzuları
      Allah alnıma yazdı
      Bu kara yazıları

      Ben Samsun’a gidemiyom kâr olmayınca
      Samsun bana haram olsun yar olmayınca
      Çarşamba’nın ortasından akıyor ırmak
      Her yiğidin kârı değil sözünde durmak 8

      Bazan da bu yapının tam tersi bir durumla karşılaşılabilir. Yani bent kısmı fezla, bağlantı kısmı az sayıda heceye sahip olabilir.

      Biter Kırşehir’in gülleri biter efendim
      Şakıyıp dalında bülbüller öter

      Gülüm aman aman
      Sebep aman aman
      Efendim aman

      Aynam düştü yerlere
      Karıştı gazellere
      Tabiatım kurusun
      Bakarım güzellere

      Güzelleri çoktur da hep yeni yeter efendim
      Kaşının üstünde keman görünür

      Bağlantı 9

      Diğer taraftan vezin ve kafiye açısından oldukça serbest tarzda söylenmiş türküler de vardır.

      Yapılarına göre türküler bölümünde bu konuda bilgi ve örnek verdiğimiz için, burada tekrar üzerinde durmuyoruz.

      Tespit ettiğimiz örnekleri göz önünde tuttuğumuzda türkülerin hecelerine göre beş gruba ayrıldığını gördük.

      A. Beş heceli türküler

      ELİNDE ŞİŞE

      Elinde (de)şişe Elinde (de) deri
      Kırıla (da ) düşe Yerleri (de) sürü
      Sevdiğim Ayşa Sevdiğim Hürü
      Gel beri beri Gel beri beri

      Elinde (de) basma
      Duvara (da) asma
      Sevdiğim Esma
      Gel beri beri 10

      GİYDİĞİM ALDIR

      Giydiğim aldır Giydiğim mordur
      Al dudak baldır Kolları dardır
      Ne güzel haldır Keyfimiz vardır

      Akşam olanda Bağlantı
      Akşam olanda
      Bade dolanda

      Giydiğim sarı Giydiğim atlas
      Sen kimin yari İğneler batmaz
      Ağlatma bari Yar bensiz yatmaz

      Bağlantı Bağlantı 11

      EKTİĞİM YONCA

      Ektiğim yonca Ektiğim darı
      Biçtiğim yonca Biçtiğim darı
      Sevdiğim gonca Sevdiğim sarı

      Oy lele lele Bağlantı
      Elin elime
      Kolun boynuma Ektiğim arpa
      Yar havalanmış Biçtiğim arpa
      Gelmez yanıma Sevdiğim körpe

      Bağlantı 12

      B. Yedi heceli türküler

      Bu türküler genellikle manilerle tertiplenmiş türkülerdir.

      ELİ ELEKLİ GELİN

      Eli elekli gelin Entarisi toz pembe
      Basma yelekli gelin palazım Yadigârın var bende palazım
      Selâm verdim almadı Hiç sözünde durmazsın
      Katı yürekli gelin güzelim İnsaf yok mu hiç sende

      Tepside üzüme bak
      Biraz da gözüme bak palazım
      Eller ne derse desin
      Sen benim sözüme bak güzelim 13

      Mısra sonlarına aman, vay, yandım, hey, kardaş, emmim kızı, hoppala vs. gibi sözler getirilmekle beraber mısraların başına hatta içlerinde de bu tip sözlere yer verilir. Aşağıda her iki şekle ait iki örnek kaydediyoruz.

      CAN MARAL CAN

      Can maral can Evleri yakın yarim
      Vay le le le Çık sallan bakım yarim
      Can maral can Uzun boyun(a) göz değer
      Vay le le le Hamayıl takın yarim

      Can maral can Gidene bak gidene
      Vay le le le Boyu benzer fidana
      Can maral can Fidanda bir gül bitmiş
      Vay le le le Koklatmaz her gelene 14

      BİR AY DOĞAR PASİNDEN

      Bir ay doğar Pasin’den emmimin kızı / hopbala kızı
      Ay bulut arasından ben n’edem oy
      Öyle bir yar sevmişem emmimin kızı / hopbala kızı
      Katmer gülün hasından ben n’edem oy

      Bir ay doğar kenarsız emmimin kızı / hopbala kızı
      Yar vefasız ber arsız ben n’edem oy
      Böylece ah çekerim emmimin kızı / hopbala kızı
      Halin kime yanarsız ben n’edem oy 15

      C. Sekiz heceli türküler

      BÜLBÜLÜN KANADI SARI

      Bülbülün kanadı sarı
      Ben ağlarım zarı zarı
      Elimden aldılar yari

      Garip bülbül ötme bülbül
      Benim derdim bana yeter
      Bir dahi sen katma bülbül

      Bülbülün kanadı beyaz Bülbülün kanadı buhur
      Gece bulut gündüz ayaz Gece yazar gündüz ohur
      Al kalemi derdimi yaz Yolcu isen ola uğur

      Bağlantı Bağlantı 16

      D. On bir heceli türküler

      BAĞDAT ELLERİNDEN GELEN TURNALAR

      Bağdat ellerinden gelen turnalar
      Turnalar ne haber yardan ne haber
      imdi benim yarim gözün sürmeler
      Turnalar ne haber yardan ne haber

      Esip esip karlı dağlar aşarsın
      Kılavuzun yok mu neden şaşarsın
      Bir yazdan bir güzden derdim deşersin
      Turnalar ne haber yardan ne haber

      Katar katar gökyüzünde dönersin
      Akşamamı kaldın neden eversin
      Doğru söyle sen Mevlâ’yı seversin
      Turnalar ne haber yardan ne haber

      Yarini öldürmüş eli kan m’ola
      Ak gerdan üstünde çifte ben m’ola
      Doğru söylen benim yarim sağ m’ola
      Turnalar ne haber yardan ne haber 17
      (evmek : acele etmek)

      AFYON’UN ORTASINDA KALESİ

      Afyon’un aman aman ortasında kalesi de var kalesi aman
      Üzerinde aman vardır kızlar kulesi de var kulesi
      Zümrüt gibi aman aman yeşillenmiş ovası da var ovası aman
      Ay karanlık aman gece vurdular beni de vay beni
      Yarin yazmasına sardılar beni de ah beni

      Kalecik’ten aman aman ayva gelir kar gelir de vay kar gelir aman
      Gümüş yüzük aman parmağına dar gelir de dar gelir
      Ben de sandım aman aman meyhaneden efem yar gelir de vay yar gelir aman
      Ay karanlık aman görmedim aman yolumu da vay yolumu
      Ah bilemedim aman cerrah kesti benim kolumu de vay kolumu 18

      E. On beş heceli türküler

      8+7 duraklı türkülerdir.

      MECLİSİNDE MAİL OLDUM

      Meclisinde mail oldum ben bir kaşı karaya
      Yok mu tabib semtimizde merhem ede yaraya
      Benim bir efendim vardır merhem eder yaraya
      Hangi derdime yanayım dağlar derdim var benim
      Başımı sevdaya salan bir güzelim var benim

      Evlerinin önünde de kara üzüm asması
      Beline kuşak bağlamış o da Acem basması
      Buralarda yar sevenler Anadolu yosması
      Hangi derdime yanayım dağlar derdim var benim
      Başımı sevdaya salan bir güzelim var benim 19

      IV. TÜRKÜLERİN TASNİFİ

      Türküler gösterdikleri çeşitlilik bakımından yapı, konu ve ezgilerine göre tasnif edilebilir. Daha önce yapılmış tasnifler de bu çerçevededir. Ne var ki bu tasniflerde birtakım eksiklikler ve isabetli olmayan tespitler vardır. Yapılan tasnifleri burada tekrar kaydederek konuyu karışık hale getirmek istemiyoruz. Çünkü bunlar azımsanmayacak derecede fazladır. Biz, önceki tasnifleri de göz önünde tutarak ve kendi tespitlerimizi de ortaya koyarak türkü tasniflerini yeniden tasnif etmek istiyoruz. En doğru tasnifin bu olduğu iddiasında değiliz ama gözden kaçan ve tespit ettiğimiz pek çok unsurun değerlendirilmesi gerekiyordu. Düşüncemiz odur ki, bundan sonraki tasnifler, pek az değişiklik gösterecek ve bizim tasnifimize birkaç ilave maddeler şeklinde olacaktır.

      A. YAPILARINA GÖRE TÜRKÜLER
      1. Bentleri Bir Mısra Olan Türküler
      a. Bağlantıları dört mısra / mani olan türküler
      b. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
      2. Bentleri İki Mısra Olan Türküler
      a. Sadece iki mısradan oluşan türküler
      b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
      c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
      ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
      d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
      e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
      f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
      g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
      h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler
      ı. Bağlantıları mısra sonlarında ve mısra aralarında olan türküler
      3. Bentleri Üç Mısra Olan Türlüler
      a. Sadece üçlüklerden ibaret olan türküler
      b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
      c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
      ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
      d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
      e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
      f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
      g. Bağlantıları fazla sayıda mısralı olan türküler
      h. İki bağlantılı türküler
      ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler
      4. Bentleri Dört Mısra Olan Türküler
      a. Sadece dörtlüklerden kurulu türküler
      b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
      c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
      ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
      d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
      e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
      f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
      g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
      h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler
      ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler
      i. İki bağlantılı türküler
      j. Bağlantıları mısra sonlarında olan türküler
      5. Karşılıklı Türküler
      a. İki mısralık bentlerden ibaret atma türküler
      b. Üç mısralık bentlerden ibaret atma türküler
      c. Dört mısralık bentlerden ibaret atma türküler
      ç. Diyalog şeklinde atma türküler

      B. KONULARINA GÖRE TÜRKÜLER
      1. Tabiat Türküleri
      2. Aşk Türküleri
      3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler
      4. Tören Türküleri
      a. Düğün Türküleri
      aa. Kına Türküleri
      ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri
      ac. Gelin Alma Türküleri
      aç. Gelin karşılama türküleri
      ad. Güvey Türküleri
      ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..)
      b. Ayin-i cem Türküleri
      c. Sayacı Türküleri
      ç. Oturak Türküleri
      5. Askerlik Türküleri
      6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler
      7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler
      8. Olay Türküleri
      9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler
      10. Satıcı Türküleri
      11. Ekin Türküleri
      12. Ramazan Davulcusu Türküleri
      13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler
      14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri
      15. Gurbet ve Hasret Türküleri
      16. Meslek ve iş Türküleri
      17. Eşkıya Türküleri
      18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)
      19. Ninniler ve Çocuk türküleri
      20. Hapishane Türküleri
      21. Mizahî Türküler
      22. Yergi Türküleri
      23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler

      C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER

      A. YAPILARINA GÖRE TÜRKÜLER

      Türkülerin belirli bir şekli yoktur. İki mısralı türküler olabildiği gibi koşma, mani tarzında yahut bentlerle kurulmuş türküler de vardır. Koşma yahut mani olarak bildiğimiz şekiller türkü nağmesiyle söylendiğinde adı geçen şiirlerden ayrılır. Çünkü halk, ezgi ile söylediği parçaları türkü olarak niteler. Koşmalar bilindiği gibi söyleyeni belli şiir türleridir. Ne var ki, halkın benimsediği bazı parçalar zamanla anonimleşir ve türkü olarak varlığını sürdürür. Daha ziyade kadınlardan oluşan türkü yakıcıları, bildiği koşma, mani hatta semaî ve destandan birtakım parçalar alarak onu uygun bir ezgi ile terennüm eder. Şekil ve konu birliğinden uzak pek çok türkünün ortaya çıkış sebebi bundan kaynaklanmıştır. Sözgelişi; “Karanfil oylum oylum” manisiyle başlayan ve diğer karanfilli manilerle devam ettirilen fakat farklı ezgi ile söylenmiş bir hayli türkü vardır.

      Türkülerin bentlerine çoğu zaman mısra sayıları farklı olan bağlantılar getirilir. Ancak bentlerle bağlantıların hece sayıları eşit olmayabilir. Bağlantılar genel olarak anlamlı sözlerden ibaret olmakla beraber, çeşitli ünlemleri de ihtiva eder.
      Az da olsa bazı türkülerde, yapı bakımından bozukluk ve düzensizlikler görülür. Sözgelişi, aynı türküde hem dörtlük hem de beşlik şekle rastlanılabilir. Bunun yanında türkünün hece sayılarında da eşitsizlikler görülebilir. Ordu’nun Öceli köyünde söylenen kına türküsünde böyle bir özellik vardır.

      Çambaşına çıktım çıram yanmadı
      Dört köşeme baktım kimsem kalmadı
      Küçük kardaşa mektup yazdım aynı gelmedi
      Sazak da yellere ev yapma o batar gider
      Uzak yerlere kız verme o da yiter gider

      Ağlama bacım ağlama yarın gülersin
      Dokuz aydan sonra beşik belersin
      Anam gidiyorum evin şen olsun
      Babam gidiyorum evin şen olsun 20

      Yapı bakımından türkülerin arıza göstermesi; bazı mısraların zamanla unutulması yahut, halkın türküye birtakım ilavelerde bulunarak bünyesinde değişikliğe yol açmasıyla açıklanabilir.

      1. BENTLERİ BİR MISRA OLAN TÜRKÜLER

      a. Bağlantıları dört mısra (veya mani) olan türküler

      KIRMIZI KURDELE

      Kırmızı kurdele kör olasın Emine
      İndim derelerine
      Bilmem nerelerine
      Canım kurban olsun
      Candan sevenlerine

      Yavrum da sana ipek mendil alayım
      Bağlantı

      Yavrum da sana melez köynek alayım
      Bağlantı

      Yavrum da sana kalıc pötin alayım
      Bağlantı 21

      b. Bağlantıları yedi mısra olan türküler

      Sayıları çok azdır. Tespit ettiğimiz örneğin bağlantı kısmı yedi mısradan oluşmaktadır.

      KIZIM SANA FİSTAN ALDIM

      Kızım sana fistan aldım vardı m’ola oy oy
      Kim göndermiş onu
      Ben gönderdim onu
      Ben almadım onu
      Beşikleri çamdan
      Yuvarlandı damdan
      Seni zalımın oğlu
      Vazgeçmedin benden

      Kızım sana terlik aldım vardı m’ola oy oy
      Bağlantı

      Kızım sana rastık aldım vardı m’ola oy oy
      Bağlantı 22

      TOKAT’A GİDEMİYOM YARİM SANA FİSTAN ALAYIM

      Tokat’a gidemiyom yarim sana fistan alayım
      Ah nerelerine nerelerine
      Bilmiyon mu kömür gözlüm
      Aha buralarıma buralarıma
      Fadime’m fistan kırmalar
      Ceviz dalı ırgalar
      Sevdiğini gören kızlar
      Sağını da solunu ırgalar

      Tokat’a gidemiyom yarim sana potin alayım
      Bağlantı

      Tokat’a gidemiyom yarim sana çorap alayım
      Bağlantı 23

      2. BENTLERİ İKİ MISRA OLAN TÜRKÜLER

      Temeli iki mısradan meydana gelen türkülerdir. Ayrıca birtakım bağlantılar / kavuştaklar da alabilirler. Başlıca şekilleri şunlardır:

      a. Sadece iki mısradan oluşan türküler

      Kafiye düzenleri aa, bb, cc, dd… yahut aa, ba, ca, da, ea şeklindedir.

      TÜRKÜ

      Hamsi kurban o göze Atarlar barabati
      Baş dalarsın göze Alurlar seni yüze

      Korlar seni kayuğa Biz de seni aluruk
      Satarlar seni bize Sererük seni köze

      Bir kusurcuğun vardur
      Çok su içersun bize 24

      Bu tip türkülerde nadir de olsa tek ikinci mısraı bağlantı gibi aynen tekrarlanan türkülere de rastlanılır.

      BAYBURT DAĞLARINDA

      Bayburt dağlarında tabakam kaldı
      Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı

      Bayburt dağlarında kunduram kaldı
      Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı

      Bayburt dağlarında mendilim kaldı
      Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı

      Bayburt dağlarında tabancam kaldı
      Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı 25

      b. Bağlantıları bir mısra olan türküler

      Kafiye düzenleri aa-b, cc-b, dd-b, ee-b şeklindedir. Bağlantı mısralarda genellikle aynı sözler tekrar edilir.

      ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

      Çanakkale içinde vurdular beni
      Ölmeden mezara koydular beni
      Of gençliğim eyvah

      Çanakkale içinde aynalı çarşı
      Ana ben gidiyom düşmana karşı
      Of gençliğim eyvah

      Çanakkale içinde bir uzun selvi
      Kimimiz nişanlı kimimiz evli
      Of gençliğim eyvah

      Çanakkale içinde bir dolu testi
      Analar babalar umudu kesti
      Of gençliğim eyvah 26

      c. Bağlantıları iki mısra olan türküler

      aa-bb, cc-bb, dd-bb, ee-bb şeklinde kafiyelenirler. Bu arada bb olarak gösterilen bağlantı sözleri, aynen tekrarlanan sözlerdir.

      TELGRAFIN TELLERİNE

      Telgrafın tellerine kuşlar mı konar
      Herkes sevdiğine (yavrum) böyle mi yanar
      Gel yanıma yanıma da yanıbaşıma
      Şu gençlikte neler geldi garip başıma

      Telgrafın direkleri semaya bakar
      Senin o güzel gözlerin çok canlar yakar
      Bağlantı

      Telgrafın tellerini arşınlamalı
      Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı
      Bağlantı

      Telgrafın direkleri semaya karşı
      Gel güzelim barışalım düşmana karşı
      Bağlantı 27

      ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler

      Bentler kendi arasında kafiyelidir. bağlantı sözleri her bentten sonra aynen tekrarlanır.

      AŞAĞIDAN GELİYOR TÜRKMEN KOYUNU

      Aşağıdan geliyor Türkmen koyunu aman aman
      Selviye benzettim yarin boyunu amanın yandım
      Amanın amanın amanın yandım
      Tiridine tiridine tiridine bandım
      Bedava mı sandın para verdim aldım

      Sabahleyen erken çifte giderken aman aman
      Öküzüm torbadan düştü gördün mü amanın yandım
      Bağlantı

      Manda yuva yapmış söğüt dalına aman aman
      Yavrusunu sinek kapmış gördün mü amanın yandım
      Bağlantı 28

      d. Bağlantıları dört mısra olan türküler

      Kafiyeleri aa-bbbc, dd-bbbc, ee-bbbc düzenindedir. Bağlantı sözleri aynen tekrarlanabileceği gibi, farklı sözlerden de oluşabilir. Bağlantı sözleri muhtelif maniler de olabilir.

      Türkünün bent kısmı ile bağlantı kısımlarının hece sayıları aynı olmayabilir.

      FIRAT KENARI

      Fırat kenarının ince dumanı
      Dağlara yayılır seher zamanı
      Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur
      Yoksa benim gibi baban mı yoktur
      Zaten yetimlerin gözyaşı çoktur
      Gel ağlayalım karşı karşıya

      Fırat kenarında kamışlar sazlar
      Sinemin yarası her zaman sızlar
      Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur
      Yoksa benim gibi baban mı yoktur
      Zaten yetimlerin gözyaşı çoktur
      Gel ağlayalım karşı karşıya 29

      ELİF

      Elif çıkmış pencereden el eder
      Kaşları değil gözleri beni del’eder
      Elif’im gel gel
      Güzelim gel gel
      Nazlı da yarim
      Sallan da gel gel

      Elif kızın yeni de gördüm yüzünü
      Duman sandım şalvarının tozunu
      Elif’im gel gel
      Güzelim gel gel
      Nazlı da yarim
      Sallan da gel gel 30

      e. Bağlantıları beş mısra olan türküler

      HANİ BENİM ELLİ DİRHEM KESTANEM

      Hey hey Hani benim elli dirhem kesdenem
      Konyalı’dan başkasını istemem
      Yar yar Konyalı’m yürü
      Yörü yavrum yürü
      Saçlarını sürü
      Şimdi burdan geçti
      Konyalı’nın biri

      Hey hey Hani benim elli dirhem pırasam
      Mumlar yaksam Konyalı’yı arasam
      Bağlantı 31

      f. Bağlantıları altı mısra olan türküler

      DONDURMAM BUZ

      Dondurmam buz gibi buz
      Şeker mi yoksa karpuz
      Alâ çiçekli dondurmam
      Yok mu tadına bakan
      Alâ vişneli dondurmam
      Mini mini hanımlara
      Sevdalı beylere
      Parasını almadan tattırmam

      Dondurmam kaymaklı Dondurmacı top attı
      Yiyin bakın pek tatlı Bin lira borca battı
      Bağlantı Bağlantı 32

      g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler

      BASTIMDA KIRILDI İĞDENİN DALI

      Bastım da kırıldı iğdenin dali vay dali
      Kötüye düşenin böyl’olur hali diller
      Diller oynaksın diller
      Diller kaymaksın diller
      Diller açılsın güller
      Güller açılsın kollar
      Kollar ne bilsin eller
      Eller narinay ninay nay
      Narinay narinay ninay nay

      Arabacı arabanı koş getir koş getir
      Ben ölüyom mezarıma taş getir diller
      Bağlantı

      Arabacı arabanı yillendir yillendir
      Şeker al da şu bebeyi dillendir diller
      Bağlantı

      Sabahınan esen seher yeli mi yelimi
      Benim gönlüm divane mi deli mi diller
      Bağlantı 33

      h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler

      Bağlantı kısımları iki ayrı maninin ardarda söylenmesiyle meydana getirilmiş türkülerdir.

      MANİSA’YLA BERGAMA’NIN ARASI

      Manisa’yla Berga’manın arası
      Yaktı da beni kaşlarının arası
      Kara kara kargalar
      Ceviz dalın ırgalar
      On beşine basan kız
      Sevdiğine el sallar
      Yelek de diktim giymedi
      Diktiğime değmedi
      Sağolası anam da babam
      Sevdiğime vermedi

      Manisa’yla Bergama’nın askeri
      Ben yolcuyum yolları bana gösterin
      Bağlantı 34

      KIZIN ADI DUDU

      Kızın adı Dudu a canım aman
      O da güzellerin adı sürmelim aman
      Gel gel barışalım
      Tenhada buluşalım
      Biraz konuşalım
      Şimidan şimidan şimidan dan
      Gel arkamdan arkamdan
      Kız alacaksan al beni
      Annen baban duymadan
      Gel gel gel Ayşe
      Şeker değil bal Ayşe
      N’olur bize gidelim
      Ah aramızı bul Ayşe’m

      Kızın adı Ayşe a canım aman
      Benleri var köşe köşe sürmelim aman
      Bağlantı

      Kızın adı Durdu a canım aman
      O da güzellerin kurdu
      Bağlantı 35

      ı. Bağlantıları mısra sonlarında ve mısra aralarında olan türküler

      Türkünün temeli beyitlerden oluşur ve her beyit kendi arasında kafiyelidir. Ancak diğer şekillerden farklı olarak her mısradan sonra aynen tekrarlanan bağlantı sözleri getirilir. Bağlantılar üç ve daha fazla sayıda mısralı olabilmektedir.

      HAYRİYE NANAY

      Hayriye’nin kaşları kara
      Hayriye nanay nanay nanay
      Canım nanay nanay nanay
      Gülüm nanay nanay nanay
      Nereden gelsem beni ara

      Bağlantı

      Hayriye’nin altın dişi

      Bağlantı

      Yaktı beni yan bakışı

      Bağlantı

      Hayriye damdan bakıyor

      Bağlantı

      Bakışı canlar yakıyor

      Bağlantı[36]

      YABANDAN GEL

      Yabandan gel usul (da) boylu yarim yabandan (Arslanım hey hey)

      Amman yörü yörü
      Çapraz yörü yörü
      Kostak yörü yörü
      Yörü yörü yörü

      Aldım haberini (de) garib çobandan (Arslanım hey hey)

      Bağlantı

      Yaban ellerinden (de) özendim geldim (İmanım hey hey)

      Bağlantı

      Gördüm cemalini efendim geldim (Arslanım hey hey)

      Bağlantı

      Yaban ellerinde (de) yatmış uyumuş (Yeşilim hey hey)

      Bağlantı

      Elâ gözlerini uyku bürümüş (Arslanım hey hey)

      Şirin yörü yörü
      Tek tek yörü yörü
      Bebek yörü yörü
      Kostak yörü yörü
      Usul yörü yörü
      Güzel yörü yörü
      Yörü yörü yörü[37]

      BİR KAŞ BİR GÖZ

      Elinde süt küleği
      O maral o ceylan
      O sevgilin bağında
      Ölürem anam dönmenem
      Giderem anam gelmenem
      Bir kaş bir göz bir dil bir diş
      Bişmişi yanağında
      Sütten beyaz bileği

      Bağlantı

      Giderem öylesine

      Bağlantı

      Karagöz mehlesine

      Bağlantı[38]
      3. BENTLERİ ÜÇ MISRA OLAN TÜRLÜLER

      Bu tip türküler aynı zamanda üçleme olarak da adlandırılır Mısraların kafiye düzeni aaa, bbb, ccc… yahut aab, ccd, eef… şeklindedir. Bazı üçlemelere 1-4 mısra arasında bağlantı sözleri eklenir. Bağlantılar farklı sözlerden oluşabildiği gibi genellikle aynı sözlerin tekrarı şeklindedir. Az da olsa, 5-7 mısralı bağlantılar vardır.

      a. Sadece üçlüklerden ibaret olan türküler

      CEREN TÜRKÜSÜ

      Şu cerenin sulağına varmalı Şu cerenin sulakları sekili
      El bağlayıp divanına durmalı Sekisinde gül ireyhan ekili
      Şu güzeli sevdiğine vermeli Mor belikler birbirine sokulu

      Ceren çıkmış eşikliğin taşına Şu cerenin sulakları kayalı
      Güneş değmiş kemerinin kaşına Kayasında selvi söğüt dayalı
      Yeni değmiş on üç on dört yaşına Şeker yemiş dudaklı boyalı

      İnem gidem şu dağlardan aşağı
      İki bacı çift bağlamış kuşağı
      Bize derler Andırın’ın uşağı[39]

      b. Bağlantıları bir mısra olan türküler

      Bağlantılar aynen tekrarlanan sözlerden oluşur. Bentleri oluşturan mısralar ise kendi aralarında kafiyelidir. Yani kafiye düzenleri şu şekildedir: aaa-b, ccc-b, ddd- b.

      BÜLBÜL NE YATARSIN

      Bülbül ne yatarsın Çukurova’da Bülbülün yatağı bahçeler bağlar
      Eşin şahin kapmış kendin yuvada Garibin yatağı kahveler hanlar
      Kendim gurbet elde gönül sılada Gurbet elde ölsem bana kim ağlar
      Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil

      Bülbül ne yatarsın bahar erişti Bülbül ne yatarsın bahar yaz geldi
      Kırmızı gül goncasına kavuştu Bizim göle ördek geldi kaz geldi
      Sılada sevdiğim aklıma düştü Sılada sevdiğim benden vaz geldi
      Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil

      Bülbül ne yatarsın baharın vakti Gülün nazla ömrü gelip geçiyor
      Yıkıldı gönlümün sarayı tahtı Bülbül kafesinden kaçmış uçuyor
      Böyledir âlemde âşığın bahtı Kervan yükün almış konup göçüyor
      Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil

      Kimi türkülerde ise, aşağıda olduğu gibi bağlantı sözleri ve kafiyeleri farklılık arz eder.

      TURNAM GELİR

      Turnam gelir çizin çizin
      Kanadı boynundan uzun
      Turnam gelir yazın güzün
      Bizim göllere inin turnalar

      Turnamın anadı eğri Turnam gelir yata kalka
      Böyle midir yarin ahdi İbiğinde altın halka
      Geldi serilmenin vakti Gel bizim göllerde çalka

      Bağlantı Bağlantı
      (çizin çizin : sıra sıra)

      c. Bağlantıları iki mısra olan türküler

      Kafiye düzeni (aaa-bb, ccc-bb, ddd-bb, eee-bb) olan türkülerdir. Bağlantı sözleri her bendin sonunda aynen tekrarlanır.

      ZEYNEP

      Zeynep bu güzellik var mı soyunda Zeyneb’e yaptırdım altından tarak
      Elvan elvan güller biter koynunda Tara kâkülünü gerdana bırak
      Arife gününde bayram ayında Zeyneb’e gidemem yollar pek ırak

      Zeyneb’im Zeyneb’im allı Zeyneb’im Bağlantı
      Üç köyün içinde şanlı Zeyneb’im

      Söğüdün yaprağı narindir narin Kangal’dan aşağı Mamaş’ın köyü
      İçerim yanıyor dışarım serin Derindir kuyusu serindir suyu
      Zeyneb’i bu hafta ettiler gelin Güzeller içinde Zeyneb’in huyu

      Bağlantı Bağlantı [40]

      Bazı türkülerin bağlantıları aynen tekrarlanan sözlerle değil, kendi aralarında kafiyeli kelimelerle oluşturulmuş sözlerle sağlanır. Bu tip şiirlerin de kafiye düzenleri yukarıdaki gibidir.

      EMİNE’M OTURMUŞ

      Emine’m oturmuş taşın üstüne
      Taramış zülfünü kaşın üstüne
      Selâmın gelirse başım üstüne

      Emine’m Emine’m aslan Emine’m
      Gel otur yanıma yaslan Emine’m

      Emine’m oturmuş gül ile oynar
      Taramış zülfünü tel ile oynar
      Sabah serininde yel ile oynar

      Emine’m Emine’m yaman Emine’m
      Gel otur yanıma aman Emine’m

      Karşı dağda yeşil buğday ekili
      Emine’min top top olmuş kekili
      Emine’m olmuştur kızlar vekili

      Emine’m Emine’m üzen Emine’m
      Gel otur yanıma düzen Emine’m

      Emine’m oturmuş kendini över
      Altın saç bağları topuğu döğer
      Bin altın vermişim bin daha değer

      Emine’m Emine’m hanım Emine’m
      Gel otur yanıma canım Emine’m

      Emine’m Emine’m sabah suyuna
      Al fistan kestirdim ince boyuna
      Kurban olam Emine’min huyuna

      Emine’m Emine’m nemsin Emine’m
      Gözümün içinde nemsin Emine’m [41]

      (zülf : yüzün iki yanındaki saç, işkil : şüphe)

      Bentleri üçlüklerden oluşan bazı türkülerin bağlantıları farklı sözlerden ve kafiyelerden oluşabilir. Bunun yanında, daha önce kullanılmış sözler tekrar bağlantı olarak kullanılabilir. Hal böyle olunca türkünün kafiye düzeni de değişik olur ve aaa-bb, ccc-dd, eee-ff, ggg-hh… şekline dönüşür. Sözgelişi, aşağıya aldığımız ve 15 bentten oluşan Eğin Türküsü bu özellikte bir türküdür.

      EĞİN

      Eğin viran olmuş baykuşlar öter Eğin dağlarında güller bitmiyor
      Gül olan yerlerde bülbüller öter Viran bahçelerde bülbül ötmüyor
      Cevrini ben çektim el almış yatar Yarimin sevdası baştan gitmiyor
      Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Gel ağam gel ağam gel de yine git
      Yaram yürektedir kimler bağlasın Akan yaşlarımı sil de yine git

      Eğin’in ardından akan Fırat’tır Eğin’in etrafı dağdır meşedir
      Ağamın bindiği demir kır attır İçinde oturan beydir paşadır
      Sılaya gelmesi hayli murattır Yüz elli mahalle beş yüz köşedir
      Gel ağam gel ağam olma hıyanet Gel ağam gel ağam olma yalancı
      Gurbet icad eden görmesin cennet Benim ahım eder seni dilenci

      Eğin’in içinde bir sulu ırmak Ağam İstanbullu Eğinli misin
      Aman ne müşkülmüş yardan ayrılmak Sılaya gelmeye yeminli misin
      Nasip olmayacak yatıp sarılmak Yoksa bana da mı emin değilsin
      Tez gel ağam tez gel ömrüm geçiyor Tez gel ağam tez gel eğlenmeyesin
      Ecel şerbetini yarin içiyor Elde güzel çoktur evlenmeyesin

      Eğin viran olmuş bülbül ötmüyor Sabahtan kalktım ki güneş parlıyor
      Ağam ırak yolda elim yetmiyor Ağam atın terkisini bağlıyor
      Sayı tutam dedim sayı gitmiyor Baktım ağam usul usul ağlıyor
      Gel ağam gel ağam tez gel sılaya Tez gel ağam tez gel dayanamıyom
      Sen gelmezsen ben geleyim oraya Uyku gaflat bastı uyanamıyom

      Ağam odamızın sergisi çuha Eğin’in altında susuz çaylara
      İnceldi bağrımız pek oldu yufka Yalvarırım yıldızlara aylara
      Göreyim yüzünü bu canım çıka Yar ile sahrada geçen çağlara
      Tez gel ağam tez gel gel de yine git Ya ben ağlamayım kimler ağlasın
      Akan gözyaşımı sil de yine git Bu garip gönlümü kimler eğlesin

      Ağam sen gideli yedi yıl oldu Ağamın bıyığı burmadır burma
      Diktiğin ağaçlar meyveye döndü Bir teli ibrişim bir teli sırma
      Seninl gidenler sılaya döndü Mevlâ’yı seversen gurbette durma
      Gel ağam gel ağam olma hıyanet Gel ağam gel ağam gel de yine git
      Gurbet icad eden görmesin cennet Akan gözyaşımı sil de yine git

      Güneş doğar iken allanır dağlar Yeşil kurbağalar öter göllerde
      Yeşil ipeklere boyanır bağlar Kırıldı kanadım kaldım çöllerde
      Yarimin hasreti ciğeri dağlar Anasız babasız gurbet ellerde
      Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Ya ben ağlamayım kimler ağlasın
      Yürek yarasını kimler dağlasın Şu mahzun gönlümü kimler eğlesin

      Bayram geldi diye oynuyor kızlar
      Yari düşününce yüreğim sızlar
      Karalar giyinmiş gökte yıldızlar
      Tez gel ağam tez gel bayram geliyor
      Eller sevdiğine allar alıyor [42]
      (eğlenmek : bir yerde kalıp zaman geçirmek, sayı : saî, haberci )

      İki mısra bağlantılı türküler içinde, bağlantı sözlerinin tamamen farklı şekilde olanları da vardır. Kafiye düzeni yukarıdaki türküde olduğu gibidir.

      KAR MI YAĞDI

      Kar mı yağdı Kütahya’nın dağına Ah Kerime’m hangi bağın gülüsün
      Ateş düştü ciğerimin bağına Sen Mevlâ’nın bir sevgili kulusun
      Gül döşenmiş şalvarının ağına N’ettim sana sen Allah’tan bulursun
      A dağlar a dağlar laleli dağlar Külhan tütününden baskın sanarım
      Lalesi boynunda bir gelin ağlar Uyuyup uyanıp seni ararım

      Yine yeşillendi suların başı Varam gidem dağlar alsın önümü
      Aktı da dinmiyor gözümün yaşı Yadlar aldı koyvermiyor gülümü
      Ateşe koysunlar gülmedik başı Ateşlere yaktım deli gönlümü
      Kayırma sevdiğim gün böyle kalmaz Ölüm olsa ayrılıklar olmasa
      Yanar yüreğimin ateşi sönmez Ya n’edem sevdiğim eller sarmasa [43]

      (kayırma : merak etmek)

      ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler

      Bentleri ve bağlantıları üç mısra olan türkülerdir. aaa-bbb, ccc-bbb, ddd-bbb … şeklinde kafiyelenirler. Bağlantı sözleri aynı veya farklı sözlerden oluşabilir.

      EZO GELİN

      Ezo Gelin benim olsan seni vermem feleğe
      Güzel yosmam başın için salma beni dileğe
      Anası huridir de kendi benzer meleğe
      Nen eyle de ah bahtı karam nen eyle
      Çık Suriye dağlarına bizim ele el eyle
      Gel bahtı karam gel sıladan ayrı yazılım gel

      Ezo Gelin çık Suriye dağlarının başına
      Güneş vursun da kemerinin kaşına
      Bizi kınayanan bu ayrılık gelsin başına

      Bağlantı

      ELİF KIZ

      Elif kız da çıkmış dağın başına
      Ay mı doğmuş gün mü doğmuş kaşına
      Elif henüz girmiş on dört yaşına
      Elif’im ağlama
      Karalar bağlama
      Gidiyorum eyleme

      Kutnu kumaş atlas döşek yumuşak
      Elif’in koynunda taze bir uşak
      Elif ister sabaha dek boğuşak
      Elif’im densiz
      Gerdanı bensiz
      Duramam sensiz[44]

      EVLERİNİN ÖNÜ BAKLA

      Evlerinin önü bakla
      Güvercinler döner takla
      Al beni yanında sakla
      Aman aman dayanamam
      Seher vakti uyanamam
      El kızısın güvenemem

      Evlerinin önü handır
      Yanar yüreğim külhandır
      Görmeyeli çok zamandır
      Bağlantı[45]

      d. Bağlantıları dört mısra olan türküler

      Üçlük olan bentlere dört mısra ilave edilerek söylenen türkülerdir. Bu türkülerde de bentler kendi arasında, bağlantılar kendi arasında kafiyelenirler. Kafiye düzenleri aaa-bbbb, ccc-bbbb, ddd-bbbb… şeklindedir. Kimi zaman bağlantı sözleri manilerle sağlanır. Bu durumda bağlantıların kafiyesi mani kafiye düzeninde olduğu gibi bbxb şekline dönüşür.

      EVLERİ VAR ENGİN

      Evleri var engin Evleri var düzde
      Babası var zengin Name gelin yüzde
      Name benim dengim Name’m benim sizde
      Andım Name gelin Andım Name gelin
      Yandım name gelin Yandım name gelin
      Bir gonca gül idim Bir gonca gül idim
      Soldum name gelin Soldum name gelin [46]

      (Name : Naime)

      PINAR BAŞINDAN BULANIR

      Pınar başından bulanır (canım oy)
      İner ovayı dolanır (canım oy)
      Sende çok mallar talanır (canım oy)
      Dağlar duman oldu
      Çayır çimen oldu
      Ben yari görmedim
      Halim yaman oldu

      Hiç ovaya inmedinmi (canım oy)
      Aşk oduna yanmadın mı (canım oy)
      Gam gussadan donmadın mı (canım oy)
      Bağlantı

      Yaz görmemiş kışa benzer (canım oy)
      Dört görmemiş başa benzer (canım oy)
      İçmiş de sarhoşa benzer (canım oy)
      Bağlantı

      Köroğlu serinden geçti (canım oy)
      Aşkın dolusunu içti (canım oy)
      Ayvaz gelip bundan geçti (canım oy)
      Bağlantı

      (talanmak : yağma etmek, gussa : kaygı, tasa, keder, dolu : bade, bundan : buradan)

      e. Bağlantıları beş mısra olan türküler

      Kafiye düzeni aaa-bbbbb, ccc-bbbbb, ddd-bbbbb… yahut aaa-bbccc, ddd-bbccc, ee-bbccc… şeklindedir. Bağlantı sözü aynen tekrarlanan sözlerdir.

      MİHRALİ BEY**

      Ben gidiyom Rüştü Bey’im ağlama
      Köz koyup da ciğerimi dağlama
      Alay gitti beni burda eğleme
      Yemen’e de benim ağam Yemen’e
      Erdi m’ola Mihrali Bey Yemen’e
      Kurdu m’ola çadırları çimene
      Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne
      Oğul dert benim değil mi vallah kime ne

      Ben gidiyom Rüştü Bey’im sana bir nişan
      Susuzluktan alayları perişan
      Hiç iflah olur mu Yemen’e düşen
      Bağlantı

      Mihrali’yi sorarsan ezelden yaslı Mihrali’yi sokaklarda tuttular
      Çifte al kılıcın ucları paslı Ağamı da bir kurşuna sattılar
      Ta ezel ezelden yaslıyım yaslı Mihrali’yi yemen’e de attılar
      Bağlantı Bağlantı

      Mihrali Bey Hamidiye alayı Devlete bağlıdır şu senin başın
      Düşmanlar çıkardı türlü belayı Cihanda aransa bulunmaz eşin
      Nedir Ali Bey’im bunun kolayı Elliyle altmışa yakındır yaşın
      Bağlantı Bağlantı

      Kum tepesi oldu görünmez otlar Arap atlar geldi bağlanmak ister
      Açlıktan ölüyor küheylan atlar Kömüşlerin geldi yağlanmak ister
      Kardaş şehit düştü nice yeğitler Rüştü Bey büyüdü evlenmek ister
      Bağlantı Bağlantı

      (Rüştü Bey : Mihrali Bey’in oğlu, Ali Bey : Mihrali Bey’in kardeşi)

      f. Bağlantıları altı mısra olan türküler

      YAĞMUR YAĞAR YER YAŞ OLUR

      Yağmur yağar yer yaş olur
      Rakı içen sarhoş olur
      Güzel sevmek pek hoş olur
      Ayaş üzüm asması
      Urumeli yosması
      Sarsam olmaz mı
      Ellilik liraları
      O beyaz gerdana
      Taksam olmaz mı

      Yağmur yağar biber gibi
      Yerler çeker sünger gibi
      Benim yarim hünkâr gibi
      Bağlantı[47]

      g. Bağlantıları fazla sayıda mısralı olan türküler

      Üçlü bentlere dörtten fazla sayıda sözler ilave edilerek meydana getirilmiş olan türkülerdir. Bağlantı mısraları 7, 8, 9 hatta on mısra olabilir. Sözgelişi TRT Repertuarında THM 918 numarasıyla kayıtlı Adanalı türküsünde bağlantı kısmı on mısralıdır. Bağlantılarda sistemli bir kafiye düzeni olmamakla beraber, genellikle birbirine yakın olan mısralarda kafiyeye özen gösterilmiştir.

      EVLERİNE VARAMADIM GAZELDEN

      Evlerine varamadım gazelden (aman)
      Sokağına çıkamadım güzelden
      Sever idim kız ben seni ezelden (efem)
      Top zülüflüm dalgın uykulardan uyanamadım
      Sürmeli gözlü yarim senden ayrılamadım
      Yattım yarin dizine
      Baktım elâ gözüne
      Kulak verdim sözüne
      Dalgın uykulardan uyanamadım
      Sürmeli gözlü yarim senden ayrılamadım

      Bir gemim var salıverdim engine (aman)
      Kaderim yok düşemedim dengime
      Şimdi rağbet güzel ile zengine (efem)
      Bağlantı [48]

      HOROZUMU KAÇIRDILAR

      Horozumu kaçırdılar
      Damdan dama uçurdular
      Suyuna da pilav pişirdiler
      Piligâh piligâh pili pili gâh gâh
      Küpeli Horoz’um yar kar beyazım
      Bir sabah kalktım
      Avluya baktım
      Aradım taradım
      Bağırdım çağırdım
      Piligâh piligâh pili pili gâh gâh
      Küpeli Horoz’um yar kar beyazım

      Kanadı var kilim gibi
      İbiği var elim gibi
      Acısı var ölüm gibi
      Bağlantı [49]

      h. İki bağlantılı türküler

      BEYLER BAHÇESİ

      Beyler bahçesinden atlayamadım
      Cephanem döküldü toplayamadım
      Zalim düşmanları haklayamadım
      Var git oğlan vargit ben sana varmam
      Annenden babandan intizar almam

      Tabancası belinde
      Şişhanesi belinde
      Güzel İzmir yolunda
      Ben bir güzele vuruldum

      Beyler bahçesinde kandiller yanar
      Kandilin şavkına bülbüller konar
      Herkes sevdiğine böyle mi yanar
      Bağlantı[50]

      BAĞ ALTINDA OTURURKEN

      Bağ altında otururken
      Gül güle bade doldururken
      Yar doldurup ben içerken
      İmanım al kadeh kana boyandı
      Yosmam ahbaplar bade dolandı

      Sürü sürü kızlar
      Sürmeli gözler
      Göğsünde çapraz
      Düğmeli kızlar

      Al kirazım dalındayım
      Yar senin hayalındayım
      Ölene dek vaz geçmem
      Bağlantı [51]

      ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler

      Üçlüklerle kurulu bazı türkülerin bağlantısı mısra aralarına getirilmiştir. Bu tip türkülerin bağlantıları genellikle 6, 7, 8 mısralardan mürekkeptir.Üçlükler ve bağlantılar kendi aralarında kafiyelenmişlerdir.

      GICIR GICIR GELİR

      Gıcır gıcır gelir yarin kağnısı
      Aman ömrüm palazım aman
      Öldürdün beni
      Soldurdun beni
      Yosmanın kızı
      Etme bu nazı
      Gel bize bazı
      Salın da boynunu göreyim aman
      Ben aşkından öleyim aman

      Ben de bilmem benim yarim hangisi
      Bağlantı

      Fidan boylu ince belli kendisi
      Bağlantı [52]

      4. BENTLERİ DÖRT MISRALI OLAN TÜRKÜLER

      Çoğunluğu manilerin ardarda getirilmesiyle, koşma düzeninde yahut bağlantı ilaveleriyle oluşturulmuş türkülerdir. Bunun yanında bentleri on bir heceli sözlerle meydana getirilmiş olan çeşitleri de vardır. Bu türkülerin yapısına göre kafiye düzenleri de değişik olur. Oldukça değişik özellikler gösteren ve temeli dörtlükler üzerine bina edilmiş olan bu türküleri şu şekillerde gruplandırabiliriz:

      a. Sadece dörtlüklerden kurulu türküler

      Bu tip türkülerin genellikle, mısraların başlarına veya sonlarına; aman, yar yar. diloy, le le yar, haydi de haydi, oy aman… tarzındaki nida sözleriyle, hatta daha fazla sayıda sözlerden oluşturulan kelime gruplarıyla sağlanan bağlantılar getirilir.

      ELİNİZDEN ELİNİZDEN

      Yar yar yar Elinizden elinizden
      Kurtulaydım dilinizden amman
      Yeşil başlı ördek olsam
      Sular içmem gölünüzden amman

      Yar yar yar İnce çayır biçilir mi
      Soğuk sular içilir mi amman
      Bana yardan geç diyorlar
      Yar tatıdır geçilir mi amman

      Yar yar yar Ezmeyinen ezmeyinen
      Yar bulunmaz gezmeyinen amman
      Mezarımı kızlar kazsın
      Gümüş saplı kazmayınan amman[53]

      GURBETE GİDİŞİMDİR

      Gurbete gidişimdir Oy na na na
      Goncagül derişimdir Oy na na na
      Eğil eğil öpem yar Oy na na na
      Belki son görüşümdür Oy na na na

      Dut ağacı boyumca Oy na na na
      Dut yemedim doyunca Oy na na na
      Çöl kalasın İstanbul Oy na na na
      Dar görmedim doyunca Oy na na na

      Mavi şalvar göbekte Oy na na na
      Kahve döğer dibekte Oy na na na
      Yarim gitmiş gurbete Oy na na na
      Sevdası var yürekte Oy na na na

      Bülbül yuvada inler Oy na na na
      Öter kalbini dinler Oy na na na
      Benim göynlümde sensin Oy na na na
      Senin gönlünde kimler Oy na na na[54]

      b. Bağlantıları bir mısra olan türküler

      Ard arda getirilen manilere bir mısra ilave edilerek söylenen türkülerdir.

      BAŞINDAKİ YAZMANIN

      Başındaki yazmanın
      Çiçekleri solmaz mı
      Kız açsana yüzünü
      Biraz görsem olmaz mı
      Gel gel gel aman aman ley ley ley leylim

      Tuttum parmaklarından Çekmecemi açamam
      Öptüm yanaklarından Gülden gömlek biçemem
      Vallah alırım seni Padişah tahtın verse
      Beyin konaklarından Ben yarimden geçemem

      Bağlantı Bağlantı

      Derdim var dağlar gibi Yeşil ipek ezemem
      Söylemem eller gibi Ben canımdan bezemem
      Yana yana kül oldum Ellerin kızı için
      Virane bağlar gibi Deli olup gezemem

      Bağlantı Bağlantı[55]

      YOZGAT SÜRMELİSİ

      Of of
      Sabahınan esen seher yeli mi
      Benim gönlüm divane mi deli mi
      Durup durup yar göğsünü geçirir
      Yoksa bugün ayrılığın günü mü
      Vay vay annem sürmelim vay

      Of of
      Gel yar senin ilen bir kâm edelim
      Kavilden karara dönmemesine
      İkimiz bir dala yuva kuralım
      Başka daldan dala konmamasına
      Vay vay annem sürmelim vay

      Of of
      Kaşın çamelenmiş kirpik üstüne
      Havada buludun ağdığı gibi
      Çiy düşmüş de gül sineler ıslanmış
      Yağmurun güllere yağdığı gibi
      Vay vay annem sürmelim vay[56]

      c. Bağlantıları iki mısra olan türküler

      Farklı şekilleri vardır. Bir kısmının bentleri ve bağlantıları kendi aralarında kafiyelidir. Bentler genellikle aynen tekrarlanan sözlerdir.

      BULUT GELİR

      Bulut gelir pare pare Bulut gelir salkım saçak
      Dördü beyaz dördü kare Böğrüme soktular bıçak
      Sen açtın sineme yare Bana yalan sana gerçek
      Bulunmaz derdime çare Sebep olan Mevlâ’dan çek

      Aman ceylan aman dersin Bağlantı
      Bir gün canından bezersin

      KOYUN GELİR

      Koyun gelir yata yata Koyun gelir yozuyunan
      Çamurlara bata bata Ayağının tozuyunan
      Gelin Ayşe’m suya gitmiş Gelin Ayşe’m sele gitmiş
      Yosunları tuta tuta Yanı çifte kuzuyunan

      Aman Ayşe’m yaman Ayşe’m Bağlantı
      Dağlarbaşı duman Ayşe’m

      Ağılın önünde kavak
      Kavaktan dökülür yaprak
      Gelin Ayşe’m sele gitmiş
      Eli kına yüzü duvak

      Bağlantı [57]

      ŞEFTALİ AĞAÇLARI

      Şeftali ağaçları Bahçalarda idrişah
      Türlü çiçek başları Boyu uzun kendi şah
      Yaktı yandırdı beni İki gönül bir olsa
      Yarin hilâl kaşları Ayıramaz padişah

      Tin tin tinimini hanım Bağlantı
      Seni seviyor canım

      Bahçalarda kereviz
      Biz kereviz yemeyiz
      Bize Sinoplu derler
      Biz güzeli severiz

      Bağlantı [58]

      ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler

      Bentleri genellikle manilerden oluşturulan türkülerdir. Bağlantı olarak getirilen üç mısralı sözler birbiriyle kafiyeli olan sözlerdir.

      MADIMAK

      Madımak bitti m’ola Madımağın alları
      Yolları duttu m’ola Tutu m’ola yolları
      Elâ gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor
      Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri

      Ah madımak madımak Bağlantı
      Yar madımak madımak
      Dön de bir yol geri bak

      Madımak kurutmadım
      Yar seni unutmadım
      Hatırını saydım da
      Üstüne yar tutmadım

      Bağlantı [59]

      İNCE ÇAYIR BİÇİLİR Mİ

      İnce çayır biçilir mi
      Sular ayaz içilir mi
      Bana yardan vazgeç derler
      Yar tatlıdır geçilir mi

      Ağam ben yandım paşam ben yandım
      Ellerin köyünde eğlendim kaldım
      Bir vefasız yare bağlandım kaldım

      Aman ördek yeşil ördek Elinizden elinizden
      Kanadını deşir ördek Kurtulaydım dilinizden
      Çift gidersin tek gelirsin Yedi başlı ördek olsam
      Hani senin eşin ördek Sular içmem gölünüzden

      Bağlantı Bağlantı[60]

      d. Bağlantıları dört mısra olan türküler

      Bağlantı sözleri dört mısralık manzum parçalardır. Bunun yanında bağlantı olarak manilerin eklendiği türküler, hiç de az değildir.

      KARADUTA YASLANDIM

      Karaduta yaslandım
      Yağmur yağdı ıslandım
      Kınamayın a dostlar
      Şekerinen beslendim

      Gel gülüm etme gülüm
      Sensin benim sümbülüm
      Ezelden ayrı düştüm
      Sensin benim sevdiğim

      Karadut oyulur mu Çiğ sütten kaymak olmaz
      Güzele doyulur mu Güzele doymak olmaz
      Güzel seven yiğidin Eğil bir yol öpeyim
      Kolları yorulur mu Yolcuyum durmak olmaz

      Bağlantı Bağlantı[61]

      KEMANIMIN TELLERİ

      Kemanımın telleri Kekliğin gözü elâ
      Gezdim gurbet elleri Başıma açtı belâ
      Öyle yadıma düşmüş İgit ona demişem
      Yarin tatlı dilleri Sevdiğini tez ala

      Aman yare di gelsin Bağlantı [62]
      Canım yare di gelsin
      Sizin yar sizin olsun
      Bizim yare di gelsin

      6. Bağlantıları beş mısra olan türküler

      Manilerden oluşan manilere bağlantı olarak yine mani getirilir ve bağlantının sonuna aynen tekrarlanan iki mısralık bir söz eklenir.

      İĞNEM DÜŞTÜ YERLERE

      İğnem düştü yerlere Güvem dalı eğmeli
      Karıştı gazellere Güvemini yemeli
      Tabiatım kurusun Hakikatli yar ise
      Bakarım güzellere Sevdiğine varmalı

      Hop şimdallı şimdallı Bağlantı[63]
      Yar kapısı mandallı
      Mandalını kırmalı
      İçeriye girmeli
      Yar olduğun bilmeli

      f. Bağlantıları altı mısra olan türküler

      KUNDURALIM

      Ata binip savuşma
      Çalıları dolaşma
      Sen babama dünür sav (da kunduralım)
      Gerisine karışma (da gel kibarım)

      Al elma kızıl elma
      İrafa dizili elma
      Sen alnıma yazıldın (kunduralım)
      İster al ister alma ( da gel kibarım)
      Sarı lira verelim saydıralam
      Beş-on lira verelim kandıralım

      Kaleden iniyordum
      Çağırsan duyuyordum
      Yarim ateş ben pamuk (da kunduralım)
      Püf desen yanıyordum (da gel kibarım)

      Bağlantı[64]

      g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler

      AĞLAMA CEYLAN BALASI

      Ağlaram yaşım gider
      Gülsem yoldaşım gider
      Geçmerem nazlı yardan
      Bilsem de başım gider

      Ağlama ceylan balası
      Sızlama ceylan balası
      Gider gözüv karası
      Soyunum bak canıma
      Hepsi sevdav yarası
      Özüv şıh özüv mulla
      Nedi bunun çarası

      Ağlaram ağlar kimin Ağlar ağladı meni
      Derdim var dağlar kimin Çarpaz bağladı meni
      Yüz yerden yaralıyam Demir zencir kâr etmez
      Gezerem sağlar kimin Zülfuv bağladı meni

      Bağlantı Bağlantı[65]

      h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler

      HAYRİYE

      Evden çıktı yürüdü
      Saçı yerde sürüdü
      Sağolası hayriye
      Cahil ömrüm çürüdü

      Hayriye Hayriye
      Hıldır hıldır yürüye
      Gelin ömrün çürüye
      Erim erim eriye
      Bizim evden geriye
      Üç adım gel beriye
      Kalın kaşlı Hayriye
      Hoş bakışlı Hayriye

      Bu dere taş arası Kız ben seni görünce
      Kirpiğin kaş arası Atlarım taştan taşa
      Nerde kaldın gelmedin Kurban olam hayriye
      Hey başımın belası Sendeki o bakışa

      Bağlantı Bağlantı[66]

      DEĞİRMENİN OLUĞU

      Değirmenin oluğu (Yar yareli gelin)
      Kavaktandır kavaktan (Yar yareli gelin)
      Gelinlerin duvağı (Yar yareli gelin)
      İpektendir ipekten (Başı sevdalı gelin)

      Kızlar yakar fenarı
      Keçeci baban geliyor
      Sancısı tutmuş ölüyor
      Arpa buğday çakıllı
      Şimdiki kızlar akıllı
      Güzeli nasıl severler
      Şöyle böyle severler
      Çirkini nasıl severler
      Bardaklığa teperler
      Aha böyle teperler

      Dama çıkma baş açık (Yar yareli gelin)
      Arpalar kara kılçık (Yar yareli gelin)
      Kız Allah’ın seversen (Yar yareli gelin)
      Bohçan al da yola çık (Başı sevdalı gelin)

      Bağlantı[67]

      ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler

      Bentler manilerden ibarettir. Her mısradan sonra, genellikle aynen tekrarlanan sözlerden oluşan bağlantılar eklenir.

      ÇİFTE HAVASI

      Eğilin ağmayalar Kızlar ekin biçiyor
      Vay benlim nenni nenni Bağlantı
      Sürmelim yaktın beni Suyu nerden içiyor
      Öynüğü boyamalar Bağlantı
      Bağlantı Gelin hona duralım
      Eğilin ekin biçek Bağlantı
      Bağlantı Kızlar vakit geçiyor
      Biz(i) ırgattan sayalar Bağlantı

      Bağlantı

      Kızlar kalıç atıyor

      Bağlantı

      Kolu kola çatıyor

      Bağlantı

      Kızlar çabuk olalım

      Bağlantı

      Kızlar güneş batıyor

      Bağlantı [68]

      (kalıç : orak)

      ÇAY AŞAĞI İNERKEN

      Çay aşağı inerken Çay aşağı çim tutar
      Yaz gelir leylek yuva yapar gider Bağlantı
      Kız gider oğlan gama bağlar gider
      Yitirdim tabancamı İki gelin mum tutar

      Bağlantı Bağlantı

      Tabancamı ararken Güzelleri severken

      Bağlantı Bağlantı

      Ben buldum eğlencemi Çirkinleri huy tutar

      Bağlantı Bağlantı[69]

      HA UN ELE

      Kapıda gümüş firke (de)
      Dumanım direk direk (de ha ha da)
      Ha yavruya hah ha da
      Ha güzele hah ha da
      Ha un ele hah ha da
      Ha dönele ha
      El yarine kavuşmuş (da)
      Darısı bize felek (De hah ha da)

      Bağlantı

      Çıra çaktım yanmadı (da)
      Meyil verdim alma (da hah ha da)

      Bağlantı

      Çok yalvardım Allah’a (da)
      Duam kabul olmadı (da hah ha da)

      Bağlantı

      Çaya indim oturmam (da)
      Elim suya batırmam (da hah ha da)

      Bağlantı

      Ben bir güzel kekliğim (de)
      Her avcuyı tutulmam

      Bağlantı[70]

      i. İki bağlantılı türküler

      OĞLAN GİDER İŞİNE

      Oğlan gider işine
      Yandım altun dişine
      Bileydim nişanlısın
      Hiç düşmezdim peşine

      Al oğlan bu da sana
      İçtiğin sular sana
      Oğlan darılma bana
      Beyaz gerdanım sana

      Aman ilahi gelin
      Sebebim sensin gelin
      Ben bir gonca gül idim
      Soldurdun beni gelin

      Karşıda ot bitmez mi İndim kuyu dibine
      Süpürseler gitmez mi Baktım suyun rengine
      Bir yiğidin kazancı Anneler kız besliyor
      On beş kıza yetmez mi Vermiyor sevdiğine

      Bağlantı Bağlantı[71]

      j. Bağlantıları mısra sonlarında olan türküler

      DAR KÖPRÜDEN GEÇERKEN

      Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar
      Köprü salladı beni Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan
      Ben ele varmaz idim Uy aman yarim
      Ağam yolladı beni Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim

      Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar
      Elim değdi eline Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan
      Altın kemer takınmış Uy aman yarim
      Yarim ince beline Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim

      Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar
      Geldik omuz omuza Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan
      Benden sana fayda yok Uy aman yarim
      Yarim sen gelme bize Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim[72]

      5. KARŞILIKLI TÜRKÜLER

      Türk şiirinin geleneği içinde karşılıklı şiir söyleme geleneği çok eskilere dayanır. İlk örneklerini Divanü Lügati’t-Türk’te gördüğümüz kış-yaz tartışması bunlardan biridir.[73]

      Karşılıklı türküler, iki veya daha çok kişinin birbirlerini muhatap alarak söylediği türkülerdir. En fazla halk hikâyelerinde rastlanılır. Bu durumda konuları hikâyedeki sahneye göredir. Ekseriya, hikâye kahramanları olan kızla erkek arasında sevginin ön planda tutulduğu manzum konuşma şeklinde karşımıza çıkar.

      Karşılıklı türkülerin bir çeşidi de atma türkü ya da atışma türkü lerdir. Trabzon’da bir kişinin karşısındaki kişi veya kişilere türkü söylemesine türkü atma, bunu söyleyene türkücü, karşılıklı türkü söylemeye atışma, hitap veya tilmih şeklinde olup karşılık beklenmeyen türkülere de takma türkü denir.[74]

      Doğu Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkan ve yörelere göre kesme türkü, karşı-beri, karşılama ve kovalama gibi adlarla da bilinen atma türküler özellikle düğün, yedi (düğün ertesi), ternek / vartivor (yayla eğlenceleri), bayramlar, şenlikler, imeceler veya uzun yayla yolculukları sırasında söylenirler.[75] İki grup veya iki kişi tarafından ortaya konulur. Önce yedi heceli manzum söz söyler. Bu manzum parça, genellikle iki mısra olmakla beraber, üçlük, dörtlük hatta bent şeklinde de olabilir. Karşı taraf, ilk şekle uygun tarzda cevap vermek zorundadır. Şairlerden biri cevapsız kalıncaya kadar türküye devam edilir. Cevap veremeyen tutulmuş (mat olmuş) sayılır. Karşılaşma çok uzun sürer ayakta daralma olursa, buna “Türkü çıkmaz yola düştü.” denir.[76] Bu durumda şairlerden birisi ayağı değiştirir, türküye devam edilir.

      Atma türküler yapılarına göre iki, üç, dört ve diyalog şeklinde olmak üzere dörde ayrılır.

      Atma türkülerin bir kısmı, ikiliklerle başlayıp üçlüklerle, dörtlüklerle başlayıp ikiliklerle devam eder, bir kısmı da altılıklarda kuruludur.

      a. İki mısralık bentlerden ibaret atma türküler

      Kafiye düzenleri: ab, cb, db, eb, fb… şeklindedir.

      Ahmet: Şükrü:
      Denizde buldum bir nar O cennet meyvasidur
      Rızık insani arar Ye etmez sana zarar

      Sağ solda iki melek Helâl Haram cem eder
      Hayırı şerri yazar İnsanoğlu ki azar

      Ecelin meft ki gelur Alt tarafı insana
      Her bir düzeni bozar Lazım bir kulaç mezar

      Beyitlerle söylenen atma türkülerden bazısı ardarda söylenmek suretiyle dörtlük meydana getirir.

      Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

      Seni bir sarraf istiyor vereyim mi

      Kiz: Yok ana yok ana ben ona varmam

      Sarrafin altini çoktur saydirir bana

      Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

      Seni bir bakkal istiyor vereyim mi

      Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

      Bakkalin yemişi çoktur yedirir bana

      Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

      Seni bir kasap istiyor vereyim mi

      Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

      Kasabin eti çoktur kiydirir bana

      Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

      Seni bir hallaç istiyor vereyim mi

      Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

      Hallacin pamugu çoktur attirir bana

      Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

      Seni bir terzi istiyor vereyim ona

      Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona

      Terzinin dikişi çoktur diktirir bana

      Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

      Seni bir çoban istiyor vereyim ona

      Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona

      Çobanın nahiri çoktur otlatır bana

      ……..

      Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

      Seni bir kâtip istiyor vereyim ona

      Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

      Kâtibin yazisi çoktur yazdirir bana

      Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

      Seni bir doktor istiyor vereyim ona

      Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

      Doktorun ilaci çoktur içirir bana

      Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

      Seni bir sarhoş istiyor vereyim ona

      Kiz: He ana he ana varirim ona

      Sarhoş içer içer sarilir bana [77]

      b. Üç mısralık bentlerden ibaret atma türküler

      Kafiye düzenleri: aab, ccb, ddb, eeb… şeklindedir.

      Gelin Kaynana

      Süpürmeden toz eder Öğle olmadan kalkmaz

      İki de bir söz eder El alemden utanmaz

      Kaynana kari kazuk Biz böyle uyumazuk

      Ya dilini tutarsın Pişman olursun gene

      Ya beni birakarsun Anla kendu kendune

      Bi yere duramazuk Başuna vuramazuk [78]

      c. Dört mısralık bentlerden ibaret atma türküler

      Kafiye düzenleri : abcb, defe, ghih…, aaab, cccb, dddb… veya abbc, deef, ghhi.. şeklindedir.

      Erkek: Kiz:

      Atma turki atarum Deremenun olugi

      Yüreguni yakarum Tikinedur tikine

      Eski çaruklarumi Çok açma aguzuni

      Bogazuna takarum Siçan düşer içine

      Elume çifte kürek Uşak senun fesune

      Karişturdum furuni Yama yaptum tersune

      Çok açma aguzuni Seni bagliyacagum

      Kirarum muncuruni Ahirun gerisine

      Deremenun üstine Arkama sepetika

      Taşlara bak taşlara Gidiyirum yapraga

      Sen türki bilmiyisun Bi turki demegilen

      Hadi ordan maskara Soktum seni topraga[79]

      (deremen : degirmen, muncur : dudak, sepetika : küçük sepet)

      Beyitler yahut dörtlükler şeklinde ortaya konulan karşılıklı türkülerin çoğu bir olaya bağlıdır. Şayet olay bilinirse türkü güzellik kazanır ve daha çok beğenilir.

      d. Diyalog şeklinde atma türküler

      DEMİRCİLER DEMİRİ NEYLE DÖĞERLER?

      -Demirciler demiri nasil dögerler? -Kalaycilar kalayi nasil kalarlar?

      -Şöyle dögerler, böyle dögerler. -Şöyle kalaylar, böyle kalaylar.

      -Şöyle mi? -Şöyle mi?

      -Şöyle. -Şöyle.

      -Böyle mi? -Böyle mi?

      -Böyle. -Böyle.

      -Var yare söyle. -Var yare söyle.

      -Oduncular odunu nasil keserler -Sobacilar sobayi nasil yaparlar?

      -Şöyle keserler, böyle keserler. -Şöyle yaparlar, böyle yaparlar.

      -Şöyle mi? -Şöyle mi?

      -Şöyle. -Şöyle.

      -Böyle mi? -Böyle mi?

      -Böyle. -Böyle.

      -Var yare söyle. -Var yare söyle.[80]

      B. KONULARINA GÖRE TÜRKÜLER

      Türküler bir fert tarafından ortaya konulan ve zamanla asil söyleyeni unutulan, şahsa veya topluma ait herhangi bir konuyu aksettiren eserlerdir. Bu konu, doğumdan ölüme kadar insani ilgilendiren ayrılık, aşk, düğün, deprem, kıtlık, sel vs. gibi felâketler, öldürme, eşkıyalık, savaş ve daha pek çok hadiseyi ve durum ihtiva eder mahiyettedir.

      Ali Rıza Yalman (Yalkin) türküleri konularına göre altı gruba ayırır. 1. Öğüt, 2. Övüt (Bir olay veya kahramanin hikâyelerinden bahseden övgü parçalari), 3. Agit, 4. Yigit, 5. Yavuk (Sevgili, güzel), 6. Yagit (Karaçor / düşman) üstüne söylenmiş türküler.[81]

      Cahit Öztelli, türküleri doğuş sebeplerine göre önce vakalı türküler (harp, isyan, kahramanlık, cinayet, eşkıyalık veya diğer hayat olayları…) ve hisli türküler (aşk, hasret, ölüm…) olarak ikiye ayırır ve şu şekilde bir gruplandırma yoluna gider:

      1. Ninniler ve çocuk türküleri

      2. Tabiat türküleri (Çoban türküleri),

      3. Aşk türküleri,

      4. Merasim / tören türküleri,

      5. Iş türküleri,

      6. Derebeyi, eşkiya ve cinsî türküler,

      7. Kahramanlik türküleri

      8. Ölüm türküleri (agitlar),

      9. Mizahî türküler,

      10. Karşilikli (muhavereli) türküler),

      11. Oyun türküleri.[82]

      Pertev Naili Boratav ise, konuya türkülerin konuları ve türkülerin kullanıldıkları yer açısından yaklaşır ve şu tasnifi yapar:

      Konularına göre türküler:

      1. Lirik türküler

      a. Ninniler

      b. Aşk türküleri

      c. Gurbet türküleri, askerlik türküleri, hapishane türküleri

      ç. Ağıtlar

      d. Çeşitli başkaca duyguluk konular üzerine türküler

      2. Taşlama, yergi ve güldürü türküleri

      3. Anlatı türküleri

      a. Efsane konulu türküler

      b. Bölgelere ya da bireylere özgü konuları olan türküler

      c. Tarihlik konuları alan türküler

      Kullanıldıkları yere göre türküler

      4. İş türküleri

      5. Tören türküleri

      a. bayram türküleri

      b. Düğün türküleri

      c. Dinlik ve mezheplik törenlere deggin türküler

      ç. Ağıt töreninde söylenen türküler

      6. Oyun ve dans türküleri

      a. Çocuk oyunlarında söylenenler

      b. Büyüklerin oyunlarında söylenenler[83]

      A.Haydar Avcı da türküleri konularına göre şöyle tasnif etmiştir:

      1. Aşk, sevda t.

      2. Gurbet, ayrılık, hasret t.

      3. Ağıt t.

      4. Ninni yapısı gösteren t.

      5. Mizahi t.- güldürücü t.

      6. Eleştiri t. ve taşlamalar

      7. İş ve meslek t.

      8. Töre ve tören t. (. düğün t., b. Kına t.)

      9. Olay t.

      10. Tarihi t.

      11. Eşkıya ve başkaldırı t.

      12. Askerlik t.

      13. Evlilik t.

      14. Karşılıklı t.-atışma t.

      15. Çocuk t.

      16. Doğa t.

      17. Hayvan t.

      18. Öğretici ve öğüt verici t.

      19. Oyun t.

      20. Hapishane t.[84]

      Bu tasniflere benzer daha pek çok araştırma yapılmıştır. Biz özellik göstermesi açısından yukarıdaki tasnifleri kaydetmeyi uygun gördük. Yapılan bütün tasnifleri göz önünde tutarak ve araştırmalarımıza dayanarak türküleri konularına göre şu şekilde tasnif ettik:

      1. Tabiat Türküleri

      2. Aşk Türküleri

      3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler

      4. Tören Türküleri

      a. Düğün Türküleri

      aa. Kına Türküleri

      ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri

      ac. Gelin Alma Türküleri

      aç. Gelin karşılama türküleri

      ad. Güvey Türküleri

      ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..)

      b. Ayin-i cem Türküleri

      c. Sayacı Türküleri

      ç. Oturak Türküleri

      5. Askerlik Türküleri

      6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler

      7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler

      8. Olay Türküleri

      9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler

      10. Satıcı Türküleri

      11. Ekin Türküleri

      12. Ramazan Davulcusu Türküleri

      13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler

      14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri

      15. Gurbet ve Hasret Türküleri

      16. Meslek ve iş Türküleri

      17. Eşkıya Türküleri

      18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)

      19. Ninniler ve Çocuk türküleri

      20. Hapishane Türküleri

      21. Mizahî Türküler

      22. Yergi Türküleri

      23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler

      ……………………………………………………….

      1. Tabiat Türküleri

      Türk halk şiirinde işlenen konuların başında tabiat gelir. Lale, gül, sümbül, menevşe, çiğdem gibi çiçekler; dağlar, dereler, ırmaklar, ağaçlar ve kuşlar gibi tabiata ait varlıklar çeşitli vesilelerle sik sik dile getirilir. Koku ve güzellik yönüyle çiçekler, engelleyici vasfı ile dağlar, tez elden sevgiliye ulaşacak özellikte olan rüzgârlar veya turnalar, yanık ötüşüyle insanin duygularına tercüman olan bülbüller türkü söyleyenin meramını anlatmak için başvurduğu motiflerdir.

      DAĞLAR

      Senin yazın kışa benzer Selviye benzer meşesi

      Bir sevdalı başa benzer Del’olup aşka düşesi

      Çok içmiş sarhoşa benzer Top top olmuş menekşesi

      Duman eksilmeyen dağlar Burcu burcu kokan dağlar

      A dağlar ahulu dağlar Bağlantı

      Eşinden ayrılan dağlar

      Ben bu dağdan geldim geçtim Yükseklerde yurdun mu var

      Acı tatlı suyun içtim Şahinleyin kurdun mu var

      Ben yarimden ayrı düştüm Bencileyin derdin mi var

      Gördünüz mü bakan dağlar Gözyaşları akan dağlar

      Bağlantı Bağlantı [85]

      YAYLA TÜRKÜSÜ

      Güz gelende dağlara Yaylaların başına

      Yayla kovanlar kalır Kar yağar ince ince

      Dünyanın kanunu bu Nedense çok ağlarız

      Seven seveni alır Yayladan ayrılınca

      Yayla çimenlerine Yaylanın çimeninden

      Otur güzelim otur Doymadım ey kız senden

      Gönlün kimi severse Yer yağmurdan doyarsa

      Dünya güzeli odur Ben de doyarım senden

      Yaylanın düzlerine

      Çiçekler dizi dizi

      Seneye gelemezsek

      Gelenler ansın bizi [86]

      ÖTME BÜLBÜL

      Bülbül niçin böyle feryad edersin Yenilendi yüreğimin yarası

      Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ahla dolu yerin göğün arası

      Varıp yad elere diller dökersin Kara yerde yatar canlar paresi

      Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin

      Hey bülbül feryadın tâ arşa çıktı Öte öte üstümüzden geçersin

      Nice yanmışların bağrını yaktı Eski yeni yaraları açarsın

      Senin de yavrunu şahan mı kaptı Senin kanatların vardır uçarsın

      Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin

      TURNALAR

      İki turnam gelir aklı karalı İnme turnam inme sen bu pınara

      Birin şahin vurmuş biri yaralı Avcı tuzak kurmuş var yolun ara

      O yavruya sorun aslı nereli Cümlemizin işin Mevlâ’m onara

      Katar katar olmuş gelir turnalar Bağlantı

      Eğrim eğrimne hoş gelir turnalar

      İnme turnam inme yolda kış olur İnme turnam inme haber sorayım

      Bastığın yerler de donar taş olur Kanadın altına name sunayım

      Böyle kalmaz elbet sonu hoş olur Nazlı cananımdan haber alayım

      Bağlantı Bağlantı

      (Eğrim eğrim : eğri büğrü, yan yan)

      2. Aşk Türküleri

      Coşkun lirizmle söylenmiş sevgi türküleridir. Daha ziyade sevgiliye duyulan özlem, kıskançlık, ayrılık, kavuşma gibi konular işlenir.Samimi lirizmin açıkça kendisini hissettirdiği bu türkülerde, genellikle sanat seviyesine ulaşılmış örnekler sergilenmiştir.

      KALENİN ARDINDA

      Kalenin ardında üç ağaç incir Kalenin ardında bir taş olaydım

      Elimde kelepçe boynumda zincir Gelene geçene yoldaş olaydım

      Çekme zincirleri kollarım incir Bacısı güzele kardaş olaydım

      Atma bu taşları ben yaralıyam Bağlantı

      Elalem al giymiş ben karalıyam

      Kalenin ardında ben gördüm onu Kaleden kalaye şahin uçurdum

      Mavidir şalvarı beyazdır donu Ah ile vah ile ömrüm geçirdim

      El ne derse desin ben sevdim onu Yar bize gelende şerbet içirdim

      Bağlantı Bağlantı

      (don : elbise)

      KÂTİP

      Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur

      Kâtibimin setresi uzun eteği çamur

      Kâtip uykudan uyanmış gözleri mahmur

      Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır

      Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır

      Üsküdar’a gider iken bir mendil buldum

      Mendilimin içine lokum doldurdum

      Ben kâtibi arar iken yanımda buldum

      Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır

      Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır

      3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler

      Tarih boyu Asya, Avrupa ve Afrika’nın pek çok kısmında atıyla koşmadık yer bırakmayan Türk milleti, zaferden zafere koşarken yahut imkânsızlıklar yüzünden yaşanılan mağlubiyetler sırasında duygularını, heyecanlarını ve coşkularını da türkülerle dile getirmiştir. Ordudaki asker şairlerin, şiir ve türküleriyle askeri coşturup onları zafer için yüreklendirdiği nice türkü tespit edilemediği için maalesef günümüze kadar gelememiştir. Bu türkülerden bir kısmı adı unutulmuş şairlere aittir, bir kısmı ise, başta Köroğlu olmak üzere halk hikâyelerinden alınmıştır. Bu bakımdan teknik yönden biraz daha kuvvetlidirler. İnsanın içinde coşkun hareketlenmelere yol açan bu türkülerin bazıları oyun havası niteliğindedir. Yiğitlik edası taşımaları bakımından bu türkülerin marş olarak da söylendiği vakidir.

      BUDİN*

      Budin dedikleri Aksu’yun başı Cephane tutuştu aklımız şaştı

      Kan ile yoğrulmuş toprağı taşı Selatin camisi havaya uçtu

      Çerkes bayraktardır şehitler başı Askerin yarısı hep şehit düştü

      Geldi küffar aldı kale-i Budin’i Geldi küffar aldı kale-i Budin’i

      Aldı budin kalesini geçti bedeni Aldı budin kalesini geçti bedeni

      Budin’in üstüne doğdu bir yıldız Budin dedikleri çepçevre meşe

      Aldı hain küffar on iki bin kız Kurdunu kuşunu doyurduk leşe

      Kimi kadı kimi müftü müderris Hüngür hüngür ağlar Genç Ali Paşa

      Aman padişahım imdat umarız Geldi küffar aldı kale-i Budin’i

      İmdatsız kaleye imdat bekleriz Aldı budin kalesini geçti bedeni

      Budin’in içinde biz üç kız idik

      Altun kafes içre besli kuzuyduk

      Küffarın eline lâyık değildik

      Geldi küffar aldı kale-i Budin’i

      Aldı budin kalesini geçti bedeni[87]

      HAVADA BULUT YOK

      Havada bulut ok bu ne dumandır Kışlanın önünde redif sesi var

      Mahlede ölüm yok bu ne şivandır Varın bakın çantasında nesi var

      Şu Yemen elleri ne de yamandır Bir çift kundurayla bir de fesi var

      Adı Yemen’dir gülü çemendir Bağlantı

      Giden gelmiyor acep nedendir

      Burası Muş’tur yolu yokuştur

      Giden gelmiyor acep ne iştir

      Kışlanın önünde üç ağaç incir Kışlanın önünde sıra söğütler

      Kolumda kelepçe boynumda zincir Yüzbaşı binbaşı asker öğütler

      Zincirin yerleri ne yaman sancır Yemen’e gidenler baba yiğitler

      Bağlantı Bağlantı

      Kışlanın önünde bir sürü kazlar Mardin kapısı’nda kelek bağlanmış

      Ayağım yalnayak yüreğim sızlar Yemen’e gidenler yürek dağlamış

      Yemen’e gidene ağlıyor kızlar Analar babalar kara bağlamış

      Bağlantı Bağlantı[88]

      (redif : Yedekte bekletilen orta yaş sınıfından ihtiyat kuvveti)

      ESTERGON KALASI

      Estergon kalası su başı durak

      Kemirir gönlümü bir sinsi firak

      Gönül yar peşinde yar ondan ırak

      Akma Tuna akma ben bir dertliyim

      Yar peşinde koşar kara bahtlıyım

      Estergon kalesi su başı kaya Estergon kalesi su başı hisar

      Kemirir gönlümü aşk denen belâ Kâfir bayrağını burcuna asar

      Çektiğimi hoş gör gel etme cefa Baykuşlar çığrışır bülbüller susar

      Bağlantı Bağlantı

      Estergon kalesi su başı kale Estergon kalesi papazla doldu

      Göklere ser çekmiş burçları hele Ay tutuldu güneş bulta girdi

      Biz böyle kaleyi vermezdik ele Neneler karadan yaslar bağladı

      Bağlantı Bağlantı [89]

      PLEVNE

      Tuna nehri akmam diyor Düşman Tuna’yı atladı

      Etrafımı yıkmam diyor Karakolları yokladı

      Şanı büyük Osman Paşa Osman Paşa’nın kolunda

      Plevne’den çıkmam diyor Beş bin top birden patladı

      Tuna nehri akar gider Kılıcımı çaldım taşa

      Etrafını yıkar fider Taş yarıldı baştan başa

      Şanlı Gazi Osman Paşa Şanı büyük Osman Paşa

      Moskofları kırar gider Askerinle binler yaşa

      Kahpe Moskof kesti yolu Bakın hele Balkanlara

      Almak ister İstanbul’u Boyanmış hep al kanlara

      Plevne bir toprak kala Benziyor Türk askerleri

      Düşman sarmış sağı solu Ateş saçan volkanlara

      Kapandı plevne yolu Irmak gibi aksın kanı

      Düşman sardı sağı solu Bu uğurda verir canı

      Askerim yok cephanem yok Plevne’den çıkmam diyor

      Yetiş Süleyman Paşa kolu Türk’ün yüce kahramanı

      Türk’e pusu kurdu Moskof Ağustosta açtı cengi

      Bunca yiğit vurdu Moskof Görülmemiş daha dengi

      Osman Paşa karşı durur Tuna’ya çok kan döküldü

      Almak ister yurdu Moskof Kıpkırmızı oldu rengi [90]

      SARI ZEYBEK

      Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır

      Yağmur yağar silahları ıslanır

      Deli gönül birgün olur uslanır

      Yazık olsun telli doru şanına

      Eğil bir bak mor cepkenin kanına

      Şu dağları kara duman bürüdü

      Üç yüz atlı beş yüz yaya yürüdü

      Sarı Zeybek bu dünyada bir idi

      Yazık olsun telli doru şanına

      Eğil bir bak mor cepkenin kanına[91]

      4. Tören Türküleri

      Türk milleti köklü geleneklerine bağlı bir mellettir. Tarihin her devrinde, mevsim ve şartlara göre sıksık bir araya gelip eğlence düzenleyen halk, bu arada türküler söyleyip, oyunlar oynar. Çoğu yörelerde oyun ve türkü içiçedir. Oyunlar herhangi bir saz eşliğinde olabileceği gibi, sazsız da olabilir.

      Toplu yapılan törenler sırasında söylenen türküler, kendi aralarında çeşitlilik gösterir. Bunları şöyle gruplandırabiliriz:

      a. Düğün Türküleri

      aa. Kına Türküleri

      ab. Baş Öğme Türküleri

      ac. Gelin Alma Türküleri

      ad. Güvey Türküleri

      ae. Oyun Türküleri

      b. Ayin-i cem Türküleri

      c. Sayacı Türküleri

      ç. Oturak Türküleri

      a. Düğün Türküleri

      Düğünler daha ziyade insanların boş zamanlarına denk getirilerek yapılır. Bu da yaz tatiline veya kırsal kesimlerde iş bitimi mevsimi olan sonbahara rastlar. Düğün, folklorumuzda önemli bir yere sahiptir. Çünkü sünnet, askerlik ve evlenme hayatın önemli dönüm noktalarıdır. Bu yüzden halkımız düğünlere ayrı bir değer verir.

      Düğünlerde eğlenme ve oyun başta gelir. Bu ortamı ise, genellikle bu işi meslek edinmiş mahalli sanatçılar sağlar. Hareketli türkülerle davetliler eğlendirilirken yerine göre uzun hava ve yanık ezgili türkülerle “of çektir”ilir, hatta gözyaşı döktürülür. Hüzünlü havalar içinde de en başta kına, baş öğme ve gelin alma türküleri gelir.

      aa. Kına Türküleri

      Türklerde düğün geleneğinin en fazla önem verildiği safhalardan birisi kına gecesidir. Kız evinde kına yakılacağı zaman geceye iştirak edenlerin duyguları doruğa ulaşır. Zira, bu sırada yanık ezgi ile kına ağıdı söylenir. Yöre neresi olursa olsun, kına türkülerinin / ağıtlarının ortak özelliği hepsinin de lirizm yüklü olması ve yanık ezgi ile söylenmesidir. Kına türkülerinin, insanın duygulanmasına sebep olan bir başka yönü de türkü metnindeki sözlerin orijinalliğidir. Bu türkülerde, kader ve baht konusu ön planda tutularak, geçmiş ve gelecekle ilgili düşünceler ve duygular ele alınır.

      Ülkemizde, muhtelif yörelerde bu türkülere ve bu türküleri söylemeye; kına ağıtı, gelin ağıtı, ağıt havası, gelin ağlatma havası, gelin savusu, savu sağmak, gelin türküsü, gelin yası ve okşama[92] Ülkenin her yerinde kısmen farklı gelenekler içerisinde yapılan kına gecelerinde, farklı sözlerle söylenen kına türkülerinin ortak yönü, hepsinin de yanık ezgili olmasıdır. Bunun sebebi ise, ayrılık ve yukarıda söylediğimiz hususlardır.

      SİVAS KINA GECESİ TÜRKÜSÜ

      Çaktılar çaktılar çakmak taşını

      Kurdular kurdular düğün aşını

      Sesleyin gelinin bey kardaşını

      Şen anam şen anam evin şen olsun

      İşte ben gidiyom evin gen olsun

      Ocağa koydular yufka sacını Ocakta kaynıyor helva tavası

      Başıma koydular yufka tacını Dışarda çalıyor düğün havası

      Çağırın çağırın kız kardaşını İçerde ağlıyor kızın anası

      Bağlantı Bağlantı

      Hepisi hepisi birden geldiler Baban Bursa’ya vardı mı

      Dolu gibi dolu eve doldular Bursa kumaşı aldı mı

      Anamı ağlatıp beni aldılar Gelin oluyor duydun mu

      Bağlantı Bağlantı

      Tuz kabını kardaş tuzsuz koyarlar Elek içinde valası

      Koc’evi koc’evi ıssız koyarlar Kâğıt içinde kınası

      Anayı babayı ıssız koyarlar Hani bu kızın anası

      Bağlantı Bağlantı

      Güveyi güveyi bahçede gezer Biner atın iyisine

      Fesine fesine püsküller dizer Çıkar yolun kıyısına

      Güveyi güveyi gelinden güzel Söyleyin bey dayısını

      Bağlantı Bağlantı

      Güveyi güveyi giydiği atlas Ana hamama vardın mı

      Atlasa atlasa iğneler batmaz Yunduğu yeri gördün mü

      Güveyi güveyi Allah’tan korkmaz Gelin olduğum bildin mi

      Bağlantı Bağlantı

      Baba çarşıya vardın mı Gelinciler geldiler

      Gezdiğim yerleri gördün mü Atlarına bindiler

      Bana bir şey aldın mı Gelini alıp gittiler

      Bağlantı Bağlantı

      Sırtımı verdiğim duvarlar

      Elimi yuduğum pınarlar

      Sallanıp gezdiğim odalar

      Bağlantı

      Genellikle bentler halinde olan kına gecesi türkülerinin dörtlüklerle hatta beyitlerle söylenmiş şekilleri de vardır. Aşağıda kaydettiğimiz iki örnek bu şekilde vücuda getirilmişlerdir. Yapısı dörtlük olan ağıtlar ekseriya mani tipindedir. Beyitlerle söylenen ağıtlarda her beyit kendi arasında kafiyelidir.

      KINA TÜRKÜSÜ

      Bu kıza gerek bir ana Bu kıza gerek bir baba

      Ağlayalım yana yana Ağlayalım kaba kaba

      İki gözüm hatun ana İki gözüm aslan baba

      Gelin oldum gidiyorum Dayanamam kötü dile

      Bu kıza gerek bir bacı Ana kızın çok mu idi

      Ağlayalım acı acı Bir kız sana yük mü idi

      İki gözüm hatun bacı Kırılası emmilerim

      Vermen beni gurbet ele Hiç oğlunuz yok mu idi

      Baba kadanı alayım Atladım geçtim Tuna’yı

      Sakalına tel olayım Ağ ele yaktım kınayı

      Kapında köle olayım Ağlatman hatun anayı

      Verme beni gurbet ele Gider de geri gelirim

      Atladım geçtim eşiği Gidiyorum elinizden

      Sofrada buldum kaşığı Kurtulayım dilinizden

      Evimizin yakışığı Yeşil başlı ördek olsam

      İşte bindim gidiyorum Sular içmem gölünüzden

      Elimi yuduğum arklar Kara koyun meler gelir

      Belimi verdiğim dutlar Dağı taşı deler gelir

      Silip süpürdüğüm yurtlar Kız anadan ayrılınca

      İşte koyup gidiyorum Gör başına neler gelir

      Evimizin önü kavak Kuru yere kazık çaktın

      Dalın kırdım ufak ufak Batar gider demedin mi

      Elim kına yüzüm duvak Gurbet ele bir kız verdin

      İşte koydum gidiyorum Yiter gider demedin mi

      Evimizin önü kazlar Emmimoğlunun inadı

      Yel estikçe dalın düzler Keklik kafese tünedi

      İzin verin eşi kızlar Kurban olam hatun teyzem

      Kıza kına yakıcıyık Duyanlar bizi kınadı[93]

      KINA TÜRKÜSÜ

      Kız kına yakmaya geldik yakmaya Sabah seni göçürürler yurdundan

      Yüzüğün takmaya geldik takmaya Anan baban deli olur derdinden

      Dünürlerim geldi kondu tarlaya Ağla kızım ağla bugün günündür

      Kılıçları yıldız gibi parlaya Sağ yanından tutan ağa kaynındır

      Altın tas içinde kınan ezerler Dola dola buyük eve doldular

      Ak gerdana inci mercan dizerler Büyük evin küçük kızın aldılar

      Ağla kızım ağla metin olasın Atladı geçti eşiği eşiği

      Yüksektir soyları hatun olasın Sofrada kaldı kaşığı kaşığı

      Tuzun küleğini tuzsuz koyan kız Çamura taş atma batar da gider

      Anayı babayı ıssız koyan kız Irağa kız verme iter de gider

      …………………

      Ağır yayığını yaydığım ana

      Yaldız tereğini dizdiğim ana [94]

      ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri

      Gelin türkülerinin bir başka çeşidi de baş öğme türküleridir. Bunlar, kına türkülerinden farklı ortamlarda dile getirilirler. Çeşitli yörelerde gelin öğme, kız öğme, duvak türküleri olarak da bilinen bu türküler, gelin evden ayrılmadan birkaç saat önce, giydirilirken ve süslenirken birkaç kadın tarafından söylenen türkülerdir. Yapı ve muhteva olarak kına gecesi türküleri / ağıtları ile benzerlik gösterirler. Genellikle bentler halindedirler.

      Sivas İlbeyli yöresinde tespit ettiğimiz gelenek ve baş öğme türkü şu şekildedir:

      Gelin evden ayrılacağı zaman iki kadın tarafından başı bağlanır. Kadınlardan birisi gelini giydirir, başını bağlar, diğeri de alını-yeşilini verir. Bu sırada içeri kimse alınmaz. Gelini giyindirip süsleyen kadınlar bir yandan da ağlaya ağlaya baş öğme türküsünü söylerler. Nihayet baş bağlanır. Kadınlar geline sarılıp tekrar ağlarlar. Bu arada gelinin başını bozmamaya dikkat ederler.

      BAŞÖĞME TÜRKÜSÜ

      Duvak alın köşk a(ğa)cına ulaştı
      Kavim kardeş kuzu gibi meleşti
      Bu ayrılık hep kızlara bulaştı

      Ben gidem ben gidem evin şen olsun (Bağlantı)

      Yaranım yoldaşım ağzım tatl’olsun

      Babam kıratını çaya bağlasın
      Kırat kişnedikçe anam ağlasın
      Anamın kızı var beni neylesin

      Hayvah hayvah ben anamdan ayrıldım (Bağlantı)

      Eşim kızlar ben sizlerden yad oldum

      Sel önünden devşirirler odunu Gelinciler salınarak geldiler
      Yiyen bilir leblebinin tadını Dolu gibi avlumuza doldular
      Bilemedik gelin kızın adını Anamın elinden beni aldılar

      Bağlantı Bağlantı

      Anamı anamı benim anamı Anam kirmenini alsın eline
      Sancı tutsun nikâh kıyan imemı Babam dağarcığın sarsın beline
      Çarşamba gecesi yaktım kınamı Çıksın baksın gurbet elin yoluna

      Bağlantı Bağlantı

      Yıldız Dağı derler bir dağ ışılar Atlar vurdular yaldızlı gemler
      Geyik kuzusunu almış moşular Anamın gününde sürdüğüm demler
      Ben’anamdan ayırdılar komşular Sabah olur götürürler zalimler

      Bağlantı Bağlantı

      Atlar eğerlendi bineğin ister Dolu geldi dereleri coşurdu
      Kuşlar havalandı döneğin ister Kâdir Mevlâ’m tebdilimi şaşırdı
      Anası babası konağın ister Kara yazı gurbet ele düşürdü

      Bağlantı Bağlantı

      Görünüyor bizim elin taşları Görünmüyor bizim elin söğüdü
      Yaslı yaslı ötüşüyor kuşları Ben gelirken ekipleri yog idi
      Anamın babamın ihmal işleri Kirildi mi bizim elin yiğidi

      Bağlantı Bağlantı

      Kapları yuyamam elim yağ olur Tuz küleklerini tuzsuz koyan kız
      Irafa koyamam elim yorulur Anayı babayı issiz koyan kız
      Dışarı çıkamam kaynım darılır Evini barkını sessiz koyan kız

      Bağlantı Bağlantı

      Gurbete gidenin bağrı taş gerek
      Altı arap atlı beş kardaş gerek
      Her zaman her daim gönlü hoş gerek

      Bağlantı[95]

      ac. Gelin Alma Türküleri

      Düğün günü gelin kızın evden ayrılması ani, gerek kız gerekse orada bulunanlar için oldukça acili bir andır. Bu sırada hayaller, hatıralar, beklentiler, ayrılık ve ümit gibi duyguları hep birbirine karışır. Bir yandan zurnanın yanık yanık çalan gelin alma havası, bir yandan da söylenen türküler herkesi hüzünlü bir havaya sokar.

      Gelin alma türkülerinde, her ne kadar lirizm hakim ise de öğüt niteliğinde mesajlar da bulunur.

      DÜNÜRCÜLER GELDİ

      Dünürcüler geldi sıra sıra dizildi
      Altın tas içinde kınam ezildi
      Alnımıza böyle yazı yazıldı

      İşte ben giderim şen olsun eviz

      Ben gittikten sonra gen olsun eviz

      Çegile taş atma batar da gider
      Uzağa kız verme (anam) iter de gider
      Anayı babayı (anam) atar da gider

      Bağlantı

      Elimi attım asma terekler
      Belim yasladığım asma direkler
      Ahırda iniler çifte medekler

      Bağlantı (Özbek, 412-413)

      (gen : geniş, çegil : tahil yigini, terek : raf, medek : manda, manda yavrusu)

      aç. Gelin Karşılama Türküleri

      Trabzon’da, perşembe günü gelin evden alınır, oğlan evine getirilir. Bu sırada yörede “gelin karşılama” havası olarak bilinen türkü okunur.

      GELİN KARŞILAMASI

      Hoş geldin âdem ilen Hoş geldin hoş oturdun
      Uğurlar kadem ilen Dolu bade getirdin
      Yar seni beslemeli Bu aftos meclisidir
      Cevizli badem ilen Ne getirdin oturdun

      Hoş geldin hanemize
      Dert saldın yaremize
      Senin gibi bir güzel
      Girmiştir aremize[96]

      ad. Güvey Türküleri

      Her ne kadar gelinle ilgili türkülerimiz çoğunlukta ise de yurdun muhtelif yörelerinde güveyiler / damatlar için de söylenen türkülerimiz vardır. Gelin türküleri gibi yanık ezgi ile söylenmezler.

      GÜVEYİ TÜRKÜSÜ

      Yatsıya varmadan güveyi koyarlar
      Zengini zengine arar da bulurlar
      Öksüzün nikâhın yolda kıyarlar
      Yatsıya varmadan güveyi koyarlar

      Yar yardan ayrıldı
      Yar bana darıldı
      Vah vah küstü darıldı

      Dereden dereye urgan gererler
      Urganın üstüne yorgan sererler
      Güzeli candan severler
      Çirkini baştan savarlar

      Haydi boylu güzelim
      Nereleri gezelim
      Vah vah dağlara gidelim (Özbek, 416)

      ae. Oyun Türküleri

      Kültürümüzde oyun ve müzik içiçedir. Oyunlar, yörelere göre çeşitli adlar alırlar. Halay, bar, horon, zeybek bunlardan bazılarıdır. Oyunlar genellikle davul-zurna, bağlama, kemençe, cümbüş, keman, ud, kanun, tef, darbuka, klarnet gibi sazlar eşliğinde oynanır. Bu arada türküler söylenir. Kimi yörelerde ise (Yozgat gibi…) sazsız oyunlar vardır. Oyuncular yan yana yahut karşı karşıya geçerek türkü söyleyip, müziğin yapısına göre çeşitli figürlerle oyunlarını sergilerler. Bunların çoğu mani katarlarıyla vücuda getirilmiştir. Ayrıca bir olay sonrası ortaya çıkmış oyun ve türkü sözlerinin de var olduğunu da unutmamak gerekir. TRT Repertuarındaki türküler içinde oyun türküleri bir hayli yekün tutar.

      MİSKET (Ankara)

      Güvercin uçuverdi
      Kanadın açıverdi (ben yandım aman)
      Elin oğlu değil mi (aman aman)
      Sevdi de kaçıverdi

      A benim aslan yarim
      Dağlara yaslan yarim
      Dağlar cefa götürmez
      Sineme yaslan yarim

      Güvercinim uyur mu
      Çağırsam uyanır mı (ben yandım aman)
      Misket orda ben burda (aman aman)
      Buna can dayanır mı

      A benim hacı yarim
      Başımın tacı yarim
      Eller bana acımaz
      Sen bari acı yarim [97]

      ŞEKER OĞLAN

      Kayada gezen oğlan Kayadan bakan oğlan
      Edası güzel oğlan Kâkülü sarkan oğlan

      Beni sana vermezler Gece gelme gündüz gel

      Sar’altın kazan oğlan Horozdan korkan oğlan

      Aman şeker oğlan Bağlantı
      Yandım şeker oğlan
      Anasına küsmüş
      Damda yatar oğlan

      Kayaya koydum kutu
      Herkes yarine mutu
      Gelinler tatlı yesin
      Kaynana semizotu

      Bağlantı[98]

      İĞDELİ GELİN
      Kız pınar başında testi doldurur Kız pınar başında yatmış uyumuş
      Testinin kulpuna şahin kondurur Elâ gözlerini uyku bürümüş

      Kız senin bakışın beni öldürür Evvel küçük imiş şimdi büyümüş

      Derdimin dermanı iğdeli gelin Bağlantı

      İğdesin aldırmış sevdalı gelin

      Evlerinin önü bulgur sokusu Evlerinin önü iğde değil mi

      Sokudan geliyor yarin kokusu İğdenin dalları yerde değil mi

      Kendi küçük ama cilve kutusu Benim sevdiceğim burda değil mi

      Bağlantı Bağlantı[99]

      BİRİNİ DE YAVRUM BİRİNİ

      Birini de yavrum birini Çiftini de yavrum çiftini

      Harmana serdim kilimi Geliver de çifteli çifteli

      Takıver de zillerin birini Takıver de zillerin çiftini

      Dönüver de maydan senindir Bağlantı

      Üçünü de yavrum üçünü Merdini de yavrum merdini

      Yaylada gördüm göçünü Kim bilir kimin derdini

      Takıver de zillerin üçünü Takıver de zillerin dördünü

      Bağlantı Bağlantı[100]

      ÇÖKERTME (Muğla)

      Çökertme’den çıktım (Hallil’im aman) başım selamet

      Bitez de yalısına varamadan (Halil’im aman) koptu kıyamet

      Arkadaşım İbram Çavuş Allah’ına emanet

      Burası da asbat deyil (Halil’im aman) Bitez yaylası

      Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası

      Güverteden gezerken (Halil’im aman) kunduram kaydı

      İpekli de mendilimi (Halil’im aman) ürüzgâr aldı

      Çakır da gözlü Gülsüm’ü kolcular aldı

      Bağlantı

      Gidelim Halil’im (Halil’im aman) Çökertme”ye varalım

      Kolcular görürse (Halil’im aman) nere kaçalım

      Teslim olmayalım Halil’im ateş açalim

      Bağlantı[101]

      ÇAYDA ÇIRA YANIYOR

      Çayda-çıra yanıyor Çayda-çıra yüz çıra

      Ay tutulmuş sanıyor Yandılar sıra sıra

      Yavaş oyna güzelim Gelin keklik ben avcı

      Herkes seni tanıyor Giderim ardı sıra

      Ay tutulmuş kararmış Hayda-çıra yanıyor

      Gelin hanim sararmış Humar göz uyanıyor

      Nine mumları getir Fitil çifte yara bir

      Oğlun hulku daralmış Yürek mi dayanıyor

      Çayda-çıra yakarım Yanar çayda-çıralar

      Yar yoluna bakarım Kızlar oyun sıralar

      Bir yüz görümlüğüne Gelin hanim gelince

      Beşi-birlik takarım Tefçi alır paralar [102]

      (hulk : bogaz)

      b. Ayin-i cem Türküleri

      Ayin-i Cem, galat olup asli Aynü’l-Cem’ dir[103]. Ayin-i Cem yahut Aynü’l Cem Toplanti Töresi demektir.

      Alevî-Bektaşî toplantılarında yapılan bu törenler, tarikate birinin yeni girmesi veya bir ulu kişinin anılması vesilesi ile düzenlenir. Cemlerde kurbanlar kesilir, içki içilir, sazla deyişler, nefesler söylenir ve sema (semah) yapılır[104]. Töreni, “yol, sürek, töre” denilen kaideler çerçevesinde, pir veya mürşid diye bilinen “Dede” ler yürütür.

      Cemin belli bir yerinde okunan deyiş, buyruk ve nefesleri “sazandar” lar söylerler. Bazı köylerde cemler, dedenin saz çalması suretiyle başlar. Cemlerde Bektaşî şairlerinin şiirleri icra edilir. Bu şiirler, tarikatin düşünce, inanç ve dünya görüşünü yansıtan nutuk, devriye, nefes.. gibi şiirlerdir. Bektaşi şiirlerinde konulardan şunlar ağırlıktadır: Hz. Ali, On İki İmam ve menkıbeleri, Bektaşî Velileri ve menkıbeleri, Bektaşîliğe ait inançlar, Bektaşî erkan ve âdetleri, dünyaya bağlılık şiirleri[105].

      Cem sırasında okunen ezgili parçaların hemen hemen hepsinin sahibi bellidir. Bu parçalar daha ziyade, Şah Hatayi, Nesimi, Seyyid Seyfullah Nizamoğlu, Kul Himmet ve Pir Sultan’a ait eserler olduğundan yani anonim olmadıklarından buraya örnek almıyoruz.

      c. Sayacı Türküleri

      Saya (Gezme-Günü-Bayramı) koyunların kuzulamasından elli gün kadar önce, İç Anadolu’da ve bilhassa Doğu Anadolu’da yaşatılan geleneklerdendir. Saya töreni sırasında çocuklar grup halinde toplanır. İçlerinden birini çoban seçip elini yüzünü siyaha boyarlar. Başına keçeden yapılmış uzun külah örterler. Göğsüne omuzuna irili ufaklı çanlar takarlar. çoban salınarak, sağa sola yatarak yürür. Grup olan çocuklar, ev ev dolaşır. Çoban, uğradıkları evin kapısı önüne yatar; un, bulgur, yağ, pekmez, şeker, bal, üzüm, incir, peynir veya para alıncaya kadar kalkmaz. Toplanan malzemelerden pilav, yemek ve helva yapılır ve bunlar topluca yenilir. Saya dolaşırken, uğranılan evlerde aşağıdaki türkü okunur.

      SAYA TÜRKÜSÜ

      Hey hayadan hayadan Aman karabaş koyun

      Yılan çıktı kayadan Karlı dağlar aş koyun

      Acımızdan gelmedik Ay karanlık gecede

      Töremiz var sayadan Çobana yoldaş koyun

      Elli günü sayasın

      Gümbür gümbür yayasın

      Foşur foşur sağasın

      Şu oğluma (Şu kızıma) diyesin [106]

      BAHÇEDE BARIM KALDI

      Bahçede barım kaldı Bizim bayram ne zaman

      Hayvada narım kaldı Elli gün kaldı heman

      Ana bacı el atın Elli gün gelsin geçsin

      Hurcunum yarım kaldı Sevinir uşak çoban

      Elli günü say otur Dildökümü bin olsun

      Karmala kuzu getir Veren evler şen olsun

      Kentin ağa bacısı Sevindirin bizleri

      Bizlere azık getir Gününüz ağ gün olsun

      Veren eller sağ olsun

      Damağınız çağ olsun

      Sayacıyı sayanın

      Oğlu kızı çoğ olsun [107]

      (bar : meyve, hurc : heybe, karmalamak : elle kavrayıp kaldırmak, dildökümü : “Kuzu ayı” denilen Mart, damak : keyf, lezzet, huzur, çağ : sevinç, neş’e)

      ç. Oturak Türküleri

      Anadolu’da halk dayanışma, yardımlaşma, kaynaşma ve dostluk kurup pekiştirmek amacıyla zaman zaman bir araya gelirler. Bu ekseriya ekim ayından bahara kadar icra edilir. Toplantılara, muhtelif yörelere göre farklı isimler verilir. Sözgelişi; Çankırı, Gerede’de sohbet, fırıttım, Safranbolu, Bartın, Kütahya, Kastamonu, Bolu ve Konya’da muhabbet, gezek, sıra, perde, arfane, birikme, oturak, Van’da oturmak, Ankara’da cümbüş, Antalya ve Isparta’da kef, keyif, Balıkesir Edremit’te oda teşkilatı, Dursunbey’de barana / sohbet sözleri verilen adlardan bazılarıdır.[108] Barana /Oturak toplantısına gelecek olanda sağlam kişilik aranır. Söz ve yaşayışıyla toplumda kendisine yer etmiş kişiler bu toplantıda sık sık bir araya gelerek sohbet eder, oyunlar oynar, türküler söylerler.

      Aşağıya kaydettiğimiz Sohbet Övme Türküsü söylenen türkülerden biridir. Bu türkü ile sohbete son verilir ve bir sonraki sohbetin kimin evinde kalacağı tayin edilir.

      SOHBET ÖVME TÜRKÜSÜ

      Uzunçarşı baştan başa Eşeğim gelir odundun

      Keklik seker taştan taşa Yemeğin yenmez tadından

      Geçmiş olsun (…) Paşa Yahnisi koyun budundan

      Sevdiğim bir o sardığım bir o Bağlantı

      Olacak sohbet senindir

      Senindir gerçek senindir

      Papuçların muştası Kızıl üzüm turşusu

      Karşısındadır ustası Yüzüne vurmuş ekşisi

      Bunlar saraylı hastası (…) Bey’in has komşusu

      Bağlantı Bağlantı

      Koyun gelir kuzu ile Uzunçarşı baştan başa

      Ayağının tozu ile Keklik seker taştan taşa

      On beş ahbap sözü ile Kadem ola (…) Paşa

      Bağlantı Bağlantı[109]

      5. Askerlik Türküleri

      Askere yolcu etme, sıladakilerin gözleri yolda asker beklemeleri, askerlerin tezkereyi iple çekmeleri, seferberlik türküleri, asere gidip gelmeyen yiğitler için söylenmiş türküler bu çerçevede ele alınabilir.

      ASKER YOLU BEKLERİM

      Asker yolu beklerim

      Günü güne eklerim

      Sen git yarim talime de

      Ben burayı beklerim

      Mendilimde gül oya

      Gülmedim doya doya

      Asker yolu beklerim de

      Günleri saya saya

      Pilav bişirdim yavan (da) Sucu sucu suyunan

      Üstüne kıydım soğan Soğan acısıyınan

      Yatağına uzanmış (da) Küsüdüm de barıştım

      Uyan askerim uyan Yarin bacısıyınan

      Bağlantı Bağlantı[110]

      ASKER UĞURLAMA TÜRKÜSÜ

      Asker bayrağını kuma dikmişler Bizim bayrağımız kanlı yazılı

      Küçücük yarimi asker etmişler Üzerinde ay yıldızı dizili

      Almışlar gitmişler bilmem n’etmişler Askere gidenler körpe kuzulu

      Güle güle hasret benden yar sana Güle güle hasret benden yar sana

      Kapıda bağlıdır kınalı koçum Yaptıralım kahveleri hanları

      İzine gelirsen yar senin için Kaldıralım kasaveti gamları

      Sinemde saklıdır verdiğin saçın Dolanır da yar sılaya gelirse

      Güle güle hasret benden yar sana Kestiririm çifte kurbanları [111]

      BİR MEKTUP YAZDIM

      Bir mektup yazdım da posta almadı Tel çekmiştim giden ayın üçüne

      Cevap beklemeye sabrım kalmadı Cevap gelmez korku düştü içime

      Firar edecektim param kalmadı Karıştır çantayı bir bak içine

      Sevdiğimden mektup var mı postacı Sevdiğimden mektup var mı postacı

      Trenin yolları demir değil mi Ömrümün kervanı tünele daldı

      Askere verilen emir değil mi Sandım ki gönlümün gülleri soldu

      Çileye katlanmak ömür değil mi En fazla yarimi göresim geldi

      Sevdiğimden haber var mı pastacı Sevdiğimden haber var mı postacı [112]

      6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler

      ÇİĞ KÖFTE

      Çiğ köfteler ne acı Çiğ köfte dama kaçtı

      Ayran bunun ilacı Ayran peşine düştü

      Çok yoğur gelin bacı Çok yedim karnım şişti

      İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte

      Çiğ köfteyi yoğuran Çiğ kögtenin bulguru

      Yemez bunu doyuran Boğazdan geçmez kuru

      Bol ayran taze soğan Bacım ayranın duru

      İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte

      Servi kavak uzun uzun

      Yaprakları düzüm düzüm

      Ev sahibi ik gözüm

      İlle canım çiğ köfte [113]

      7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler

      HOROZ

      Horoz değil katır idi Horoz değil kuzu idi

      Dağdan odun getirirdi Mahallenin kızı idi

      Her işleri bitirirdi Bir köylünün sözü idi

      Kuşum civcivi cak oldu Bağlantı

      Çil horozum yok oldu

      Tekkesi var elim gibi Kırk tavuğun kocasıydı

      Kanadı var kilim gibi Piliçlerin babasıydı

      Ayağı var belim gibi Mahallenin hocasıydı

      Bağlantı Bağlantı

      Sabahtan erken kalkardı Horozumu şaşırdılar

      Kuyruğu dala dikerdi Odamdan dama aşırdılar

      Yedi köye hükmederdi Suyuna bulgur pişirdiler

      Bağlantı Bağlantı

      Horoz değil deve idi Çimenlerde yayılırdı

      Ön dişleri geve idi Tilki görünce bayılırdı

      Yedi tavuğu sever idi Çok ünlüydü sayılırdı

      Bağlantı Bağlantı

      Bu horoz değil de arslan Çil horozum yağlı idi

      Su içerdi altın tastan Şam dalında bağlı idi

      Yeni ayrıldındı dosttan Çil horozun oğlu idi

      Bağlantı Bağlantı [114]

      PİŞİGE VURDUM TAŞINAN

      Pisige vurdum taşınan

      Gözleri doldu yaşınan

      Kebabı yuttu şişinen

      Ev harabın pişiği

      Tezharabın pişiği

      Pisik de değil kendisi

      Ay havar havar havar

      Onların kastı bende var

      Hastayım vay başım döner

      Pisiğin gözleri ala Pisigin gözleri sarı

      Başına yığmış beş bela Kavurmayı etmiş yarı

      Beşinden de bir kala Pastırmaya degme bari

      Bağlantı Bağlantı[115]

      (pisig / pişig : kedi)

      SIÇAN TÜRKÜSÜ

      Bizim sıçan rafta gezer Bizim sıçan takır tukur

      Pissiğin bağrını ezer Sanırsın bir nallı katır

      Bulgura karanfil dizer Fakat bilmez gönül hatır

      Hatırl’olmuş bizim sıçan Hatırl’olmuş bizim sıçan

      Bizim sıçan evlenici

      Parası çok hak verici

      Dükkânlardan un alıcı

      Çalgıc’olmuş bizim sıçan[116]

      8. Olay Türküleri

      Türkülerin pekçoğu herhangi bir olay sonrası ortaya çıkmıştır. Gurbet, hasret, ölüm, öldürme, felâketler, sevinçler vs gibi çeşitli olayların her biri, bir türküye konu olmuştur. Sayısız örnekleri olan olaya bağlı türküler, şayet hikâyesi biliniyorsa, insanlar üzerinde daha fazla etki bırakırlar.

      YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE

      Malkara köylerinden olan Zeynep, uzak bir köyden olan Ali isminde bir delikanlıya verilir. Zeynep, yedi yıl baba evine hasret kalır. Yüksek bir tepeye çıkıp içinin acısıyla derdini dile getirir ve şunları söyler:

      Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

      Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler

      Annesinin bir tanesini hor görmesinler

      Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

      Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

      Babamın bir atı olsa binse de gelse

      Annemin yelkeni olsa açsa da gelse

      Kardeşlerim yollarımı bilse de gelse

      Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

      Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

      Zeynep yataklara düşer. Baba evine haber gönderilir. Anası-babası altı günlük yolculuktan sonra kızlarının yanına ancak gelebilirler. Ne çare ki, kızları ölüm döşeğindedir. Zeynep, anası babasıyla hasretini giderdikten sonra, son nefesi verir.[117]

      9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler

      ÇİĞDEM DER Kİ BEN ELÂYIM

      Çiğdem der ki ben elâyım Nevruz der ki ben nazlıyım

      Yiğit başına belâyım Sarp kayalarda gizliyim

      Hepisinden ben alâyım Mavi donlu gök gözlüyüm

      Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı

      Al baharlı mavi dağlar Bağlantı

      Yarim gurbet elda ağlar

      Lale der ki hey hey tanrı Sümbül der ki boynum uzun

      Benim boynum neden eğri Yapraklarım düzüm düzüm

      Yardan ayrı düştüm gayrı Beni ak gerdana dizin

      Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı

      Al baharlı mavi dağlar Bağlantı[118]

      Yarim gurbet elda ağlar

      Bu türkünün bir varyantı da şu şekildedir:

      Lale der ki ben laleyim Yasemin der boynum uzun

      Kanadım altı karayım Çiçeklere yoktur sözüm

      Cümle çiçekten alâyım Kibarlardır iki gözüm

      Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler

      Nergis der ki ben nazlıyım Çiğdem der ki ben alâyım

      Sarp kayalarda gizliyim Yiğit başına belâyım

      Mavi donlu gök gözlüyüm Hepisinden ben alâyım

      Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler

      Menevşe der hey hey tanrı Beyaz gül der ben beyazım

      Benim niye boynum eğri Gece gündüzden ayazım

      Yardan ayrı düştüm gayrı Cümle çiçeklerden azam

      Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler

      Pembe gül der ben güzelim Reyhan eydür sözüm haktır

      Yanakta bade süzerim Cümle çiçekler ahmaktır

      Kibar ellerde gezerim Hepimiz de bir topraktır

      Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler [119]

      MADIMAK

      Madımak bitti m’ola Madımağın alları

      Yolları tuttu m’ola Tuttu m’ola yolları

      Ela gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor

      Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri

      Ah madımak madımak Bağlanatı

      Yar madımak madımak

      Dön de bir yol beri bak

      Madımak kurutmadım Madımak biter oldu

      Yar seni unutmadım Yolları tutar oldu

      Hatırını saydım da Kömür gözlü sevdiğim

      Üstüne yar tutmadım Gözümde tüter oldu

      Bağlantı Bağlantı[120]

      10. Satıcı Türküleri

      KİLCİ TÜRKÜSÜ

      Saçın temizliği ve bakımı için kullanılan killer, Anadolu’da yeşil veya kırmızı renkte kil satılırdı. Kilciler, eşeklerine yükledikleri killeri mahallelerde, bilhassa kadın hamamları önlerinde, türküler söyleyerek killerini daha kolay satma imkânı bulurdu.

      KİLCİ TÜRKÜSÜ

      Hamamın kapısı keçeli Hamamın kapısı tahta

      Hamamcı yüzü peçeli Yüzüğümüz kaldı tasta

      Kilci oğlan gel içeri Kilcinin eşeği hasta

      Kil isteyen hanımlar Bağlantı

      Kil alan var mı

      Eşeğimin boynu çanlı Eşeğimin burnu huzzem

      Dört ayağı gümüş nallı Gel oğlan yanıma uzan

      Hamamcı pek fakir hallı (Şimdi) gelir aramızı bozan

      Bağlantı Bağlantı

      Kimi zaman kilci ile kadınlar birbirlerine karşılık verirler.

      Kadınlar: Kilci:

      Kilci emmi gel buraya Eşeğim varmaz oraya

      Bir batmanı kaç liraya Bir oraya bir buraya

      Düşman girmesin araya Üç batmanı beş paraya

      Bağlantı Bağlantı

      Kilci emmi işte hamam Ben bir fakir kilci oğlan

      Tasım tarağım tamam Hamamcıya denk olamam

      Gitme sensiz duramam Sonra ne der annen baban

      Bağlantı Bağlantı[121]

      11. Ekin Türküleri

      Divriği’de Ekin yolan / biçen kişilerin daha iyi çalişmasi için güzel sesli olanlar tarafindan söylenen türkülerdir. Karşilik olarak söylenen bu türkülere “çifte” denir.

      Ağarmış arpası fiği kurumuş

      Benim yarim dere dere yorulmuş

      Ey yar benim gönlüm sana vurulmuş

      Gel otur yanıma yar n’olur n’olur

      Akşam olup gölge köye dönünce

      Saçinin ucuna belik örünce

      Ekin bitip irgat köye dönünce

      Biraz da dertleşek yar n’olur n’olur

      Su yolunda ben o yare kavuştum

      Yar aşagi ben yukari savuştum

      Kaç gündür küsülüyüm o yar ile

      Öptüm yanagindan yine bariştim [122]

      12. Ramazan Davulcusu Türküleri

      BESMELEYLE ÇIKTIM YOLA

      Besmeleyle çiktim yola Yagmur yagar dolu dolu

      Selâm verdim saga sola Uzaktir Kabe’nin yolu

      İki gözüm Hasan Efendi Bu aylarda oruç tutan

      Ramazan şerifleriniz mübarek ola Allah’ın sevgili kulu

      Evlerinin önü iğde Davuluma vurdum turayı

      İğdenin dalları yerde Dolandım geldim burayı

      Ratip Efendi’yi sorarsan İki gözüm Tahir Efendi

      mavi boyalı yeni evde Bugün bırakmam bu sırayı [123]

      13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler

      HEKİMOĞLU

      Hekimoğlu derler benim aslıma

      Aynalı martin yaptırdım kendi neslime

      Hekimoğlu derler ufak bir uşak

      Bir omuzdan bir omuza on arma fişek

      Konaklar yaptırdım mermer direkli

      Hekimoğlu dediğin de aslan yürekli

      Konaklar yaptırdım döşedemedim

      Ünye Fatsa bir oldu da baş edemedim

      Ünye Fatsa arası Ordu da kuruldu

      Hekimoğlu dediğin o da vuruldu [124]

      14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri

      BİR OF ÇEKSEM

      Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır

      Bugün posta günü canım sıkılır

      Ellerin mektubu gelmiş okunur

      Benim yüreğime hançer sokulur

      Bir of çeksem karşıki dağlar iniler

      İflah etmez bu dert beni yeniler [125]

      BURÇAK TARLASI

      Sabahınan kalktım südü pişirdim

      Südün köpüğünü yar yar yere taşırdım

      Kaynanamdan korktum aklım şaşırdım

      Ah ne yaman da zorumuş burçak tarlası

      Burçak tarlasında yar yar gelin olması

      Sabahınan kalktım ezan da sesi var

      Ezan sesi değil burçak yası var

      Sorun şu adamın kaç tarlası var

      Bağlantı

      Elimi salladım değdi dikene

      İlahi kayınbaba ömrün tükene

      İntizar ekerim burçak ekene

      Bağlantı

      Elimin kınasın ezdirmediler

      Gözümün sürmesin süzdürmediler

      Burçak tarlasında gezdirmediler

      Bağlantı [126]

      HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

      Hastane önünde incir ağacı annem ağacı

      Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı

      Baştabib geliyor zehirden acı annem vay acı

      Garip kaldım yüreğime derdoldu annem derdoldu

      Ellerin vatanı bana yurdoldu annem yurdoldu

      Mezarımı kazın bayıra düze annem vay düze

      Yönünü çevirin sıladan yüze annem vay yüze

      Benden selâm söylen sevdiğimize sevdiğimize

      Bağlantı[127]

      15. Gurbet ve Hasret Türküleri

      KIŞLANIN ÖNÜNDE

      Kışlanın önünde bir yeşil direk Çarşıdan aldım da el kadar astar

      Çalınır çalgılar dayanmaz yürek Nerde güzel görsem kocası asker

      Sılaya varmaya çok ömür gerek Beşikte yavrular babasın ister

      Sılaya gel nazlı yarim sılaya Bağlantı

      Sabahtan sabaha okunur ezan

      Okumak bilemem okuyam yazam

      Yaz mektup sevdiğim postaya bırak

      Bağlantı [128]

      HASRET TÜRKÜSÜ

      Her zaman ağladım ben de burada İndiğin yere de dikersin direk

      Ben ölürsem sen erersin murada Hey zalim gurbetlik koymadı yürek

      Yavrular babasın ister sılada Türkiye değil ki yolunu bilek

      Durma yarim durma gel sılamıza Bağlantı

      Sarardı benzim de kalmadı kanım

      Kalkmıyor gönlümden kederim gamım

      Gurbet elde gezer o nazlı yarim

      Bağlantı[129]

      16. Meslek ve İş Türküleri

      BERBER VER AYNAYI BAKAYIM

      Berber ver aynaya bakayım Berber dükkânı kilidi

      Üstüme güller takayım Akşamdan gelen kim idi

      Güzel isen gel bakayım Vallahi berber değildi

      Aman berber Bağlantı

      Göğsü mermer

      Yanağı aller

      Dudağı baller of

      Berber bayıldı Leylâ’m

      Berber dükkânı bucakta Berber dükkânına vardım

      Rakısı kaynar ocakta Sol kolumdan bir kan aldım

      Berber güzeli sıcakta Neşteri gördüm bayıldım

      Bağlantı Bağlantı[130]

      ÇULHA TÜRKÜSÜ

      Ayağımın altı çukur Donluğumun yüzü aktır

      Makarası Kur’an okur Dokumanın kalbi paktır

      Çulhalar Fatiha okur Çulhalara Fatiha haktır

      Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık

      Masaramda ip uzanır Çıkrığımın iği demir

      Bilmeyen canlar özenir Eğirelim gınır gınır

      Çulhalar altun kazanır Bu iş bize Hak’tan emir

      Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık

      Çıkrığımın alt direği

      Üstüne yağar kırağı

      Gözümün nazlı çırağı

      Ne helâldir bu çulhalık [131]

      17. Eşkıya Türküleri

      ALİ EFE

      Al’efe’nin evleri konağa yakın

      Yağla martinini de Al’efem koluna takın

      Kamalı geliyor kendini sakın

      Al atı var kır atı var yol mu da dayanır

      Kama yarasına da Al’efem can mı da dayanır

      Kuyalanın altından eğildim geçtim

      Sağ yanımdan vuruldum Al’efem sol yana düştüm

      Ben bu eşkiyaliktan dünden aman vazgeçtim

      Baglanti

      Kuyalanin altinda inden aman evim var

      Aliverin martinimi Al’efem benim kimim var

      Soma kazasında aman benim yarim var

      Bağlantı [132]

      18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)

      Bkz. Kitabımızın Ağıt bölümünün Ağıt-Türkü bahsi.

      19. Ninniler ve Çocuk türküleri

      Bkz. Kitabımızın Ninni bölümünün Ninni-Türkü bahsi.

      20. Hapishane Türküleri

      MUHPUSHANE HAVASI

      Ne zalımdır mahpushane havası

      Çocuklar ağlıyor ister babası

      Adımıza verdiler idam cezası

      Mahpushane seni yapan kör olsun

      Kör olsun da ik’elleri kırılısın

      Akşam olur firengiler vurulur

      Gardiyanlar önümüze kurulur

      Anama beni ziyaretten yorulur

      Bağlantı[133]

      HAPİSHANE İÇİNDE

      Hapishane içinde yayılır kazlar

      Bayramdan bayrama çalınır sazlar

      Çok kışlar geçirdim gelmiyor yazlar

      Düştüm ben bir zindana yanar döner ağlarım

      Demir parmaklıklardan boyun büker ağlarım

      Hapishane içinde bir mermer direk

      Kimimiz yüzbirli kimimiz kürek

      İdam cezasına dayanmaz yürek

      Bağlantı

      Hapishane içinde ötüşen kuşlar

      Hayırdır inşallah gördüğüm düşler

      Herkes sevdiğine canlar bağışlar

      Bağlantı

      Hapishane suyu içinden akar

      Arkadaşlar gelmiş kapıdan bakar

      Gardiyan darılır canımı yakar

      Bağlantı

      21. Mizahî Türküler

      İSTANBUL’DAN GELİRKENE

      İstanbul’dan gelirkene Sıçanın evleri var

      Iras geldim sürüsüne Yer altında yolları var

      Öldürdüm ben birisini Çıplak çıplak dölleri var

      Davul çektim derisine Müflis olmuş fındık sıçan

      Eline almış hızarı Sıçanımın alnı sarı

      Beline sokmuş keseri Kavurmamı etti yarı

      Çıkmış ambarın yukarı Pastımadan umma barı

      Usta olmuş fındık sıçan Onu da umdun fındık sıçan

      Duvara soktum parayı Sıçan kazan ağzı açar

      Usandım arayı arayı İçinden yağlısın seçer

      Çaldırdım yedi lirayı Karanfil biberi saçar

      Kumar oynar bizim sıçan Aşçı m’oldun fındık sıçan

      ÇEKİRGEM UÇAR GELİR

      Çekirgem uçar gelir Çekirgemin kanadı

      Kanadın açar gelir Kanı yere damladı

      Dümbek de boylu çekirgem Dümbek de boylu çekirgem

      Dalgalı yeşilim Dalgalı yeşilim

      Ekini biçer gelir Arpa buğday komadı

      Çekirgem geldi taşa

      Yazılan gelir başa

      Dümbek de boylu çekirgem

      Dalgalı yeşilim

      Düğünüm kaldı kışa [134]

      22. Yergi Türküleri

      Anonim nitelikteki mizahi türkülerin sayısı çok azdır. yaygın olarak bilinen pekçok türküler Gevherî, Dertli, Ruhsatî ve Seyranî gibi âşıklara aittir. Örnek olması bakımından biz bunlardan bir tanesini kaydediyoruz.

      ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE

      Telli sazdır bunun adı Venedik’ten gelir teli

      Ne ayet dinler ne kadı Ardıç ağacından kolu

      Bunu çalan anlar kendi Be Allah’ın sersem kulu

      Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde

      Abdest alsan aldın demez İçinde mi dışında mı

      Namaz kılsan kıldın demez Burgusunun başında mı

      Kadı gibi haram yemez Göğsünün nakışında mı

      Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde

      Dut ağacından teknesi DERTLİ gibi sarıksızdır

      Kirişten bağlı perdesi Ayağı da çarıksızdır

      Behey insanın teresi Boynuzu yok kuyruksuzdur

      Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde[135]

      23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler

      Muhteva itibariyle tecrübe ve öğüdü yansıtan özellikte olduğu için yaşname, nefes, ilahi gibi dini nitelikli türkülerle yaşname ve feleğe sitem tarzında söylenmiş türküleri bu alana dahil edebiliriz. Yergi türkülerinde olduğu gibi pekçoğunun sahibi bellidir. Bir örnekle yetinelim.

      YAŞ TÜRKÜSÜ

      Mevlâ’m bir adama çocuk verince İkisinde sarhoş gibi dolaşır

      Bahçede bitmiş bir fidana benzer Üç yaşında her nesneye uluşarı

      Büyüyüp de bir yaşına girince Dört yaşında gördüğüne sataşır

      Sanki kokulu güldana benzer Beş yaşında kaşlar kemana benzer

      Altısında kendi söyler düşünü On yaşında gonca güldür açılır

      Yedisinde değiştirir dişini On birinde ab-ı hayat saçılır

      Sekizinde bahta koyar işini On ikide boyu beli seçilir

      Dokuzunda taze bostana benzer On üçünde gözler mestana benzer

      On dördünde güzelliğin bağıdır On sekizde belli eder ârını

      On beşinde gören aklın dağıdır On dokuzda gözetir şikârını

      On altıda yiğitliğin çağıdır Yirmisinde kendi bulur yarini

      On yedide sanki ceylana benzer Zincirin koparmış aslana benzer

      Yirmi beşte bıyıkları burulur Kırk yaşında gazel dökülür bağlar

      Otuzunda akan sular durulur Kırk beşinde günahlarına ağlar

      Otuz beşte günahları sorulur Ellisinde oğullara bel bağlar

      Ateşe atılmış pervan a benzer Dağ başına çökmüş dumana benzer

      Elli beşte sızı iner dizine Yetmişinde gördükleri düş olur

      Altmışında duman çöker gözüne Yetmiş beşte artık çöker kış olur

      Altmış beşte hiç bakılmaz yüzüne Sekseninde badem gözler yaş olur

      Ahreti gözetir süphana benzer Yolunu yitirmiş kervana benzer

      Seksen beşte artık beli bükülür Doksan beş yaşına girip aşınca

      Biter ömrü takatı gücü sökülür Ölüm korkusu gelip yaklaşınca

      Doksanında hep dişleri dökülür İnsanoğlu yüz yaşına varınca

      Geldi geçti şimdi yalana benzer Sanki savrulmuş harmana benzer[136]

      C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER

      Ezgi ile türkü sözleri birbirini tamamlayan iki öğedir. Türkünün daha kalıcı olması ezginin varlığıyla mümkündür. Ezgiye güzellik sağlayan türkü sözleri, müzikte gaye değil araçtır. Melodinin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olur. Bu bakımdan sözler ile melodi arasında bir uyumluluğun olması esastır. (Türk halk müziğinin en bariz özelliklerinden birisi; yapısında prozodinin yok denecek kadar az olmasıdır. Bu bakımdan prozodi, bir ezginin otantik değer kazanması gibi belirleyici bir özelliğe sahiptir.) Nitekim aynı ezgiye sahip olup ayrı bölgelerde değişik sözlerle söylenen şu türkü bunun en bariz örneğidir.

      Cide:

      Fatıma’m nnerden geliyon Bartın’dan

      Ben de seni bilemiyom yandım şeker Fatıma

      yanındaki kumandan

      Tokat:

      Ayşe’m nerden gelin Alan’dan

      Ben de seni bilemedim yandım da ala gözlüm

      yanındaki kocandan

      Uşak:

      Ayşe’m nerden geliyon Uşak’tan

      Ben de seni bilemedim yandım çakır Ayşe’m

      belindeki kuşaktan

      Ezgisi aynı, sözleri kısmen farklı olan bu türkülerin yanında TRT Repertuarında, sözleri aynı fakat ezgileri farklı pekçok örneğin bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir.[137]

      Türküler, melodi ile ilişkisi bakımından beş gruba ayrılır.

      1. Meledik ritmle metin ritmi arasında tam bir uygunluk bulunan türküler. (Melodiyi meydana getiren her sesin altına bir tek hece düşer.)

      2. Melodik ritmle metin ritmi arasında beraberlik bulunmayan türküler. (Kelimenin bazı heceleri, melodinin birden fazla sesine dağılır.)

      3. Metnin aslında olmadığı halde melodinin bünyesi icabı, bilhassa ortalara eklenen metin dışı sözler taşıyan türküler.

      4. Türkünün edebî formunu bozacak kadar geniş eklemeli türküler.

      5. Tekrarlanan kelime veya cümle parçalarından meydana gelen türküler.[138]

      Folklor değerlerimiz içinde türküler ayrı bir yere sahiptir. Çünkü insanımız inancını, duygusunu, içinde bulunduğu durumu, düşüncesini sanatlı bir yolla değerlendirirken, bunu en güzel şekilde türkü çerçevesinde gerçekleştirir.

      Ruhi Su, türkülerin özelliklerine göre lied, arya ve resitatif karekter taşıdığı fikrindedir.[139]. Felâketleri, gurbeti, askerliği, ölümü,seferberliği, aşkı, kahramanlığı, tabiatı hülasa insanın içiçe olduğu bütün hadise, durum ve ortamları kendisine konu edinen türkünün bu özellikleri taşımasını tabii karşılamak gerekir.

      Türküler ezgileri bakımından uzun havalar ve kırık havalar olmak üzere iki büyük kısımda değerlendirilmiştir.

      A. Uzunhavalar : Usulsüz ezgilerdir. Bu ezgiler ölçü ve ritm bakımından serbest olmakla beraber, dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır. Yani söyleyen kişi belirli uslup ve avaz çerçevesinde zevk ve isteğine göre nağmeyi uzatıp kısaltabilir.

      Avaz, Aydos, Beşiri, Bozlak, Çukuova, Dağbaşı, Divan, Eğin, Elezber, Garib, Gerali, Gurbet havası, Hoyrat, Hoyrat, İbrahimî, Kalenderî, Kayabaşı, Kerem*, Maya, Müstezad, Nevruzi, Tatyan, Türkmanî, Yol havası ve Yüksek hava diye adlandırılan parçalar ve bir kısım ağıt lar, kısmen yahut tamamiyle bu grupta mütalaa edilir. Uzunhavalar yörelere göre farklı usluplarda icra edilirler ve Avşar, ağzı, Azeri ağzı, Eğin ağzı, Erzurum ağzı, Harput ağzı, Kerkük ağzı gibi isimlerle anılırlar.

      Uzunhavalar hakkında Muzaffer Sarısözen, Mahmut Ragıp Gazimihal, Halil Bedi Yönetken, Sadi Yaver Ataman, Ahmet Adnan Saygun, Nida Tüfekçi ve Mehmet A. Özbek gibi araştırmacılar çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bütün bunları değerlendiren Süleyman Şenel, ileri sürülen görüşler çerçevesinde uzunhavaların esaslarını şöyle belirlemiştir:

      1. Serbest ritmlidir (ölçüsüz, usulsüz, serbest ölçülü, serbest ağız, serbest tartımlı tabirleri yerine…)

      2. Dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır.

      3. Kelime ritmine uyan veya bir heceye bir not isabet eden Resitatif (Parlando reçitetivo) veya Parlando rubato tarzındadır.

      4. Ritmli ezgilerle iç içe görülebilir.

      a. Aralarında, baş ve sonlarında ölçülü saz kısımları, pasajlar olabilir.

      Esasta kırık, fakat başta, arada usulsüz pasajlar olabilir.

      5. Kuruluşu 2. maddeye uymakla birlikte sondaki müzik cümlesini asılı bırakan ve tekrarlanan (of, vah, oy oy) gibi terennüm katmalı olabilir vs.[140]

      B. Kırık havalar : Ezgi yönünden usullü, yani ölçü ve ritmleri belli olan parçalardır.[141] Kırık havalar, yörelere göre şu isimlerle karşılanır: Ege bölgesi- zeybek, Marmara-Trakya Bölgesi, Giresun, Ordu- karşılama, Harput- şıkıltım, Isparta- datdiri, Konya- oturak, Trabzon, Rize, Hopa- horon, Urfa- kırık hava..

      Yapılan önceki çalışmaların hemen hemen tamamını gözden geçiren Söleyman Şenel bu konuya daha geniş perpektiften bakar. Şenel musikimizi önce üç ana gruba ayırır:

      1. Enstrümantal musiki (saz musikisi)

      2. Vokal musikisi (sözlü musiki)

      3. Vokal-enstrümantal musiki

      Şenel, Türk Halk Musikisini, müzikal form açısından da teknik olarak yine üç grupta değerlendirir. Böylece daha önceki çalışmalarda gördüğümüz, uzun hava, kırık hava yaklaşımlarından farklı bir tutum sergiler.

      1. Ritmli (usullü) Ezgiler : Kırık hava olarak bilinen ezgilerdir.

      2. Serbest Ritmli Ezgiler : İster vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçim tamamen serbest bir ritmdedir.

      3. Karışık (karma) Ritmli Ezgiler : Yine ister vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal-enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçimde ritmli ve serbest ritmli muhtelif bölümler vardır ve bu iki ritmik yapı ezgilerin muhtelif kısımlarında görülebilir.[142]

      Gerek kırık gerekse uzun havalar çeşitli bölgelerde müzikal yapı itibariyle çeşitli gruplar altında ayrıca incelenebilir. Sözgelişi Giresun’da türküler ezgilerine göre şu şekilde tasnif edilmiştir:

      1. Horon havalari,
      2. Yol havalari,
      3. Imece havalari
      4. Gelin (kina) havalari,
      5. Findik toplama havalari,
      6. Atma ve kesme havalari,
      7. Karşilamalar.[143]

      Yörelere göre Muhalif, Müstezat, Beşiri, Kalenderi, Zarinci, Misket gibi adlarla anilan ve kirik yahut uzun hava tarzinda terennüm edilen makamlar vardir. Bunlarin Klasik Türk musikisinde karşiliklari şöyledir: Muhalif-Segâh, Müstezat- Acemaşiran, Beşiri- Mahur, Kalenderî- Saba, Zarinci- Çargâh, Misket- Eviç.

      Halk türkülerinde ayaklar konusunda da farkli görüşler ortaya konulmuştur. Bilgilerine müracaat ettigimiz Ugur Kaya görüşlerini şu şekilde özetlemiştir: Yahyali Kerem denildiginde Âşik Veysel’in çalip söyledigi Dost dost diye hayaline yeldigim sözleriyle başlayan türkü akla gelir. Ancak farkli yörelerde bu türkünün dizisiyle söylenen türküler de Yahyali Kerem olarak isimlendirilmiştir. Bu tarz isimlendirmeler, otantik açidan hiç de uygun degildir. Ebetteki, farkli yörelerde, bir makamin dizisine uygun düşen tarzda ezgilere rastlamak mümkündür. Ne var ki, bunlar ayni ses dizilerine sahip olmasina ragmen yörelerinde degişik adlarla anilirlar (Garip, Şirvan, Beşiri örneklerinde oldugu gibi…). Şu halde bu ve buna benzer isimlendirmeler, genellendirme yapilmaksizin, bagli bulundugu yöre dahilinde degerlendirilmelidir. Çünkü, meseleye tasnif açisindan bakildiginda, genelleştirmeye gitmenin dogru olmayacagi ortadadir.

      V. TÜRKÜNÜN DIGER TÜRLERLE ILIŞKISI

      A. TÜRKÜ-TEKERLEME

      Ezgi, tekerlemelerin önemli bir cephesini oluşturur. Aşagi yukari birbirine yakin ezgilerle terennüm edilen tekerlemelerdeki ezgilerde pek melodi zenginligi yoktur. Nadir de olsa bir kisim tekerlemeler müstakil türkü olarak kendilerine yer bulmuşlardir. Sözgelişi -aşagida kaydettigimiz örnegin dişinda- kitabimizin “Bentleri iki, bağlantıları üç mısralı olan türküler”e örnek olarak gösterdiğimiz “Aşagidan Gelir Türkmen Koyunu” başlikli sürrealist türkü tekerleme hüviyeti gösterir.

      PÜSKÜLÜM SEKME

      Konya’da en az iki kişi tarafindan oynanan oyundur. Oyun sirasinda aşagidaki türküler söylenir.

      SEKELIM KIZLAR

      Sekelim kizlar sekelim hay hay Biz gelin almaya geldik hay hay
      Arpa bugday ekelim hay hay Verirsen kiza geldik hay hay
      Topumuz birdan kalkalim Vermezsen tuza geldik hay hay
      Hay sulu tasli sulu tasli hay hay Kaymak yemeye geldik hay hay

      Çay akar çakil akar hay hay Hay benim başi şallim hay hay
      Emmim saraydan bakar hay hay Daglari dolaşalim hay hay
      Egivermiş mor fesi hay hay Oynayip koklaşalim hay hay
      Edasi beni yakar hay hay Sevişim oynaşalim hay hay

      Tarlada tavşan kovalarken hay hay

      Düştüm dizimi ovarken hay hay

      Bir ari geldi viz dedi hay hay

      Kalk çeyizini düz dedi hay hay

      YENGE KIZIN BIR TANE DIKENE DIKENE

      Yenge kizunbir tane Dikene dikene

      Saçlari dane dane Düştüm demir dikene

      Yenge kizun ikidur Alaca boncuk saçilmiş

      Küçügü benumkidur Demir diken açilmiş

      Yenge kizun üç oldu Alaca boncuk kaç boncuk

      Biri bana güç oldu Iligim düme kaytancik

      Yenge kizun dört oldu Kaytanciga varmali

      Biri bana dert oldu Şurdan üzüm almali

      Yenge kizun beş oldu Kimler ile yemeli

      Biri bana eş oldu Kizlar ile yemeli

      Yenge kizun altidur Kizlar bana ne gerek

      Yanaklari tatlidur Altin başli kuş gerek

      Yenge kizun yedidur Kuşu vursam öldürsem

      Bir tanesi dertlidur Elim kana bulaşir

      Yenge kizun sekizdur Elimi nerde yuyayim

      Bir tanesi semizdur Ak kurnada yuyayim

      Yenge kizun dokuzdur Ak kurna benim olsa

      Bir tanesi domuzdur Tahtadan donum olsa

      Yenge kizun on tamam Ali kardeşim olsa

      Bayildum aman aman[144] Peygamber babam olsa

      Igne getir dikelim

      Sindi getir biçelim

      Karaaslan’a göçelim

      Karaaslan bucak bucak

      İçinde demir ocak

      Demir ocak yıkılmış

      Kadınım bana darılmış…[145]

      B. TÜRKÜ- HALK HİKÂYESİ

      Bilindiği gibi halk hikâyeleri manzum ve mensur bir yapıya sahiptir. Hikâyeci, duyguların doruğa çıktığı bölümlerde telle söylemeyi dille söylemeye tercih eder. Elbetteki söyleyeceği manzum parçayı ezgi ile terennüm eder. Ezgili parçalardan bir kısmı halk tarafından kabul görür ve geniş bir coğrafyaya yayılır. Zamanla müstakil türkü olarak icra edilir.

      ARZU İLE KAMBER

      Çeşme başında elini yüzünü yıkayan Arzu, kendisini yetiştiren Hoca’sının çağırması üzerine onun yanına gider, fakat o sırada çeşme başında bileziğini unutur. Bileziği Kamber alır. Arzu, çeşme bileziğini başında unuttuğunu hatırlar. Kamber’i görüp bileziği sorar. Aralarında şu deyişme geçer.

      Arzu: Kamber:

      Şu pınara gelenler Şu pınara gelmedim

      Elin yüzün yuyanlar Elim yüzüm yumadım

      Hergiz murat almasın İki gözüm kör olsun

      Bileziğim alanlar Ben bilezik almadım

      Hey handadır handadır Ay doğar ürüşanda

      Muhabbetim candadır Gün doğar perişanda

      Kadan alayım Kamber Kadan alayım Arzu

      Bileziğim sendedir Bilezik ne nişanda

      Arap at azılıdır Su akar oluk oluk

      Koyunlar kuzuludur Doldururlar beş tuluk

      Bileziğim üstünde Bileziğin bulana

      Tılısım yazılıdır Ne verirsin muştuluk

      Su aksın oluk oluk

      Doldursunlar beş tuluk

      Bileziğim bulana

      Bir canım var muştuluk[146]

      KİZİROĞLU MUSTAFA BEY

      Köroğlu’na Kırat yüzünden düşman olan Kiziroğlu, yanına Keloğlan’ı alıp Çamlıbel’e, Köroğlu’nun yanına gider. bir yere saklanırlar. Köroğlu, bunları fark eder, sabaha kadar uyumaz. Sabah, eşi Nigâr’dan kahve yapmasını ister. Kahvesini yudumlarken, hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi aşağıda türküyü söyleyip kendisini çadırın kenarında dinlemekte olan Kiziroğlu’nu öğer. Köroğlu’nun yiğit olduğunu yürekten kabul eden Kiziroğlu Mustafa Bey, yanındaki Keloğlan’ı öldürür.

      Bir hışmınan geldi geçti Bir at biner Alapaça

      Kiziroğlu Mustafa Bey Fırsat vermez Kırat kaça

      Bu dağları deldi geçti Az kaldı ortamdan biçe

      Kiziroğlu Mustafa Bey Kiziroğlu Mustafa Bey

      Hanım kim canım kim Bağlantı

      Nigâr kim kim kim kim

      Kiziroğlu Mustafa Bey

      Bir beyin oğlu zor beyin oğlu

      Hay edende haya teper Vay ben ona eş olaydım

      Huy edende huya teper Anadan on beş olaydım

      Köroğlu’nu çaya teper Ben ona kardaş olaydim

      Kiziroglu Mustafa Bey Kiziroglu Mustafa Bey

      Bağlantı Bağlantı[147]

      C. TÜRKÜ-AGIT

      (Bkz. AGIT-TÜRKÜ Bölümü)

      Ç. TÜRKÜ-MANI

      (Bkz. MANI-TÜRKÜ Bölümü)

      D. TÜRKÜ- NINNI

      (Bkz. NINNI-TÜRKÜ Bölümü)

      VI. TÜRK TOPLULUKLARINDA TÜRKÜLER

      A. AZERBAYCAN’DA TÜRKÜLER

      Azerbaycan’da türkü karşiligi olarak “mahnı” kullanılmaktadır. Mahnı, Anadolu’daki kırık havaların karşılığıdır. Uzunhavaların yerine de “mugam“ sözü kullanılır. Mugamların aralarında söylenilen kırık hava tarzındaki eserlere de tesnif denilir. Karşılıklı türkülere ise, deyişme (bazı yörelerde deme- çevirme ) denilmektedir.

      Mahnılar

      DAĞLARDA ÇİÇEK

      Dağlarda çiçek dererem sataram

      Bir üzü göyçek haradan taparam

      Haray yar elinden

      O gara tellerinden

      Eğer izin verirsen bala

      Öperem gözlerinden

      Bağlarda püste dererem sataram

      Bir boyu beste haradan taparam

      Bağlantı

      Bağlarda hurma dererem sataram

      Bir saçı burma haradan taparam

      Bağlantı[148]

      (göyçek : güzel, tapmak : bulmak, haray : imdat, aman, puste : fıstık, boyu beste : boylu poslu)

      TOY AHŞAMI

      Bahça bağa girmişem

      Etirli gül dermişem

      Gohum gardaşım deyib

      Yarı men beyenmişem

      Ay aşıg te’rifle bizim gelini

      Gaynına deyek bağlasın belini

      EL-oba desin: Ay bey toyun mübarek

      Bey sevindirsin obasını elini

      Bu dere derin dere Yetişdi toy ahşamı

      Suları serin dere Durun yandırın şamı

      Yardan cevap alınca Geline bezek vurun

      Yalvarmışam min kere Gelir oğlan adamı

      Bağlantı Bağlantı[149]

      Deyişme

      AMAN OVÇU

      Maral Ovçu

      Aman ovçu vurma meni Çekilmez yar duman yerden

      men bu dağın ay balam maralıyam Küserler yar uman yerden

      Maralıyam maralıyam Maralımı itirmişem

      Ovçu elinden ay gülüm yaralıyam Gezerem yar güman yerden

      Ezizim gel bağ ilen Dolan gel yar bu dağ ilen

      Bahça ilen a balam bağ ilen Gül çiçek der budag ilen

      Dedin meni aranda gözle Sene yahşı yar demezler

      Yolun saldın a gülüm dağ ilen Men ölsem yar bu dağ ilen[150]

      (aran : yayla, güman : ümit)

      Tesnifler

      Mugam aralarında okunan ve dinleyicide etki bırakan, mugamdaki makamlar arasında estetik olarak geçişi sağlayan mahnılardır. Başlıca çeşitleri şunlardır:

      Bayatı-gacar, Bayatı-Isfahan, Bayatı-kürd, Bayatı-Şiraz, Beste-nigâr, Çahargah, Deşti, Dilkeş, Erag, Fuzuli, Hasar, Humayun, Mahur, Maye-yi bayatı Şiraz, Maye-yi çahargah, Maye-yi Şur, Maye-yi zebul, Rahab, Rast, Sarenc, Segah, Segah, Sema-yı şems, Şikeste-yi Fars, Şur, Şur, Şehnaz, Şüşter.

      SARENC TESNİFİ

      Bağa girmerem sensiz Bu dağda bir maral var

      Gülün dermerem sensiz Başında tirme şal var

      Bağda guzu melese Adı çıhıp yadımdan

      Bil ki o menem sensiz Üzünde gara hal var

      Dilberim dilberim Bağlantı[151]

      Gel gel ahu balası

      Gel gel dağlar arası

      Ceyranım terlanım

      Gel gel ahu balası

      Uca dağlar lalası

      (terlan : yırtıcı kuş, tirme şal : ipek şal)

      B. BATI TRAKYA’DA TÜRKÜLER

      Batı Trakya Türklerinin zengin türkü dağarcığı vardır. Hasret ve aşk türkülerinin yanında olaylardan vücut bulmuş türküler de belli bir yekun tutacak kadar fazladır.

      UYUR İSEN UYAN YARİM

      Ak bacadan duman tüter Öte baktım beri baktım

      Zıngırdaklı duvan öter Al duvağım kendim attım

      Benim derdim bana yeter Ali’min yüzüne bektim

      Uyur isen uyan yarim Bağlantı

      Sabah oldu nazlı yarim

      Tan yerine nişan düştü Evimizin önü iğde

      Yengeler kapıya üştü İğdenin dalı yerde

      Ali’m dünyasından göçtü Benim yarim kara yerde

      Bağlantı Bağlantı

      MARTİNİM ALINMIYOR

      Martinim atınmıyor Martinim allı pullu

      Pahalı satılmıyor Almam sen gibi dulu

      Şu uzun gecelerde Alırsam kız alırım

      Yalınız yatılmıyor On parmağı kınalı

      Ha babam babam Bağlantı

      Ha babamla salla

      Meyvada göbeği salla

      HAVADA UÇAN TEYYARE

      Havada uçan teyyare Kestane kavrulur mu

      Selâm söylen o yare Kabuğundan ayırlır mı

      İşittim yar evlenmiş Yarin mektubu bende

      Geçinsin güle güle Yar benden ayrılır mı

      Yar aman aman Bağlantı

      Gel aman aman

      Kestaneyi kestiler Havada uçan kırlangıç

      Filiz sürmesin diye Kanadı angıç angıç

      Beni burdan aldılar Beni yardan ayıran

      Yar beni görmesin diye Kan kussun avuç avuç

      Bağlantı Bağlantı[152]

      C. BULGARİSTAN TÜRKLERİ TÜRKÜLERİ

      Bugünkü nüfusları 2.000.000 civarındadır. Edebî ve folklorik zenginliklere sahip olan Bulgaristan Türklerinin, geleneğe dayalı bir toplum yapısı vardır.

      Çok sayıda türkülerin içinde lirik türküler ağırlıktadır.

      Düğün sırasında nikâh gecesi kızlar iki grup olur. Bir kısmı kız, bir kısmı oğlan tarafını temsil ederler. Karşılıklı olarak şu türküyü söylerler.

      NİKÂH GECESİ TÜRKÜSÜ

      Oğlan tarafı Kız tarafı

      Ben pazara varayım Ben pazara varayım

      Yarime gırep alayım Yarime al fes alayım

      Oyası ben olayım Püskülü ben olayım

      İncili yosma yar yard Bağlantı

      Yar bize gelsin ne var

      Ben pazara varayım Ben pazara varayım

      Yarime fistan alayım Yarime mintan alayım

      Kuşayı ben olayım Gaytanı ben olayım

      Bağlantı Bağlantı[153]

      KINA TÜRKÜSÜ

      Çiçeyim çiçeyim Bir taş attım yamaca

      Sen doldur ben içeyim Bir kuş vurdum alaca

      Yarimi eller saracak Alacadır alaca

      Ben undan vaz geçeyim Kaşı gözü karaca

      Bir taş attım dallere Bir taş attım dereye

      Vardı düştü çöllere Kız çıktı pencereye

      Benim de yarim ufacık Kız Alla’nı seversen

      O da gitti ellere Al beni içeriye[154]

      KAHVE OLSAM

      Ka[h]ve olsam dolaplarda kavrulsam (aman aman aman)

      Toz duman olsam dağ başında savrulsam

      Kemer olsam yar beline sarılsam (aman aman aman)

      Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu

      Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu

      Verin benim bağlamamı çalayım (aman aman aman)

      Ah çalayım da garip garip ağlayım

      Bir mendil ver gözyaşımı sileyim (aman aman aman)

      Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu

      Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu[155]

      İLİMON EKTİM DÜZE

      İlimon ektim düze ilimon yar aman

      Amanım bitmedi kaldı güze vay

      Kız beni seni alırım ilimon yar aman

      Amanın ayrılık geldi bize

      İlimonum dedim nar geldi vay

      Yandı da yüreğim kar geldi vay

      Yarin beyaz kolları ilimon yar aman

      Amanın sarıldıkça dar geldi vay

      Fındık serdim harmana ilimon yar aman

      Amanım âşık olduk ben sana vay

      İkimizin derdini ilimon yar aman

      Amanım yazdıralım fermana vay

      Bağlantı[156]

      Ç. GAGAUZ TÜRKÜLERİ

      Wlodzımıerz Zajaczkowski, büyük emekler vererek hazırladığı Gagauzow Z Bulgarıı adlı eserinde, yüz kadar türkü metnine yer vermiştir. Türkülerin hemen hemen tamamı Bulgaristan, Yugoslavya ve Türkiye’deki türkülerle aynıdır.

      AĞIT TÜRKÜSÜ

      Şu karşıki daada bir yua yaptım

      O yuanın içinde yalnızca yatdım

      Eşim yavrularım gelecek diye yollara baktım

      Ah yandı yüreğim yoktur çayresi

      Onulmadık kaldı üreyimin yaresi

      Şu karşıki daada bir fener yanar

      O fenerin şafkına şahinner konar

      Eşinden yavrularından ayrılannar böyle mi yanar

      Bağlantı

      Alsam kuzumu kızımı iki dizime

      Çevirsem çevirsem baksam yüzüne

      Kara toprak dolacak gencicik yüzüne

      Bağlantı[157]

      ALİŞİMİN KAŞLARI KARE

      Alişimin kaşleri kare

      Sen açtın sineme yare

      Bulamadım derdime çare

      Görmedin mi ol civan Alişimi Tuna boyında

      Görmedin mi civan Alişimi macur daanda

      Evlerim var hane hane Evlerim var daa başında

      Beñlerim var tane tane Beñlerim var sol kaşımda

      Saramadım yene yene Saramadım genc yaşımda

      Bağlantı Bağlantı

      Evlerim var sundurmalı

      Beñlerim var kondurmalı

      Bir öpüşte soldurmalı

      Bağlantı[158]

      BEY YOLUNA GİDERKEN

      Bey yoluna gidârken
      Kopdu da kopdu kıyamet
      Ah bey yolu vah bey yolu
      Yandı da yandı kül oldu
      Yandıysaydı Bey yolu yandı
      Sana da bana da ne oldu

      Bey yolunun sarayları Bey yolunun konakları
      Demirdir kefkir yapılı Buldu da buldu selâmet

      Bağlantı Bağlantı[159]

      D. IRAK TÜRKMENLERİ TÜRKÜLERİ

      Iraklı Türkmenler türkülerini yüze yakın makamla icra ederler. Bunların içinde en çok Türkmen Bayat aşiretinin icadı olan Bayat, güçlü makam okuyucusu Şaltağ’ın icat ettiği Tiflis makamlarıyla Kazzaz, Nari, Miskin, Reşidî, Tahir (Zengüle/ Zengene), Ümergele makamlarıdır.[160]

      MUÇILA (MUSTAFA) TÜRKÜSÜ

      Ünlü hoyrat ustası Muçıla (Mustafa)’nın işlediği cinayetten sonra asılması üzerine ardından ağıt yakılır. Ağıt, kısa sürede halk arasında türkü olarak yayılmıştır.

      Seher oldum vardım bağa Hamamnan çıhıp terleyib

      Dur yanımda Gafur Ağa Ağzı kurrı su görmiyib

      Kanım döktiler kabağa Oğlan cahil evlenmiyib

      Aman hecci kıyma mene Bağlantı

      Muçı kıyıptı bu cana

      Belden meni deng ettiler Belini çaldı başıma

      Rengim yeddi reng ettiler Al kanı tökti kaşıma

      Kardaşıma deng ettiler Heber verin kardaşıma

      Bağlantı Bağlantı

      Belini çaldı boynıma Sukak dar ıydı kaçabilmedim

      Kanımı tökti koynuma Bağlı buğçanı açabilmedim

      Heber verin beg dayıma Dostı duşmanı seçebilmedim

      Bağlantı Bağlantı

      Meni vurdı bir bağvançı Meni bezden bezettiler

      Biri hecci biri Muçı Hak yerimi düzettiler

      Ahrette olı dilenci Musallada uzattılar

      Bağlantı Bağlantı[161]

      O YANA DÖNDER MENİ

      Çayır kısa biçilmez Her güzelden yar olmaz

      Su derindi geçilmez Seven bahtıyar olmaz

      Mene yardan geç deyer Yarı güzel olanın

      Yar şirindi geçilmez Gevli ihtiyar olmaz

      O yana dönder meni Bağlantı

      Bu yana dönder meni

      Üregimde yaram var

      Tabibe gönder meni

      Meni gördü güldü yar Gözleru ne mavıdı

      Dertlisiydim bildi yar Sinev keklik avıdı

      Açtı kulaç kolların Her gelen bir söz deyer

      Gözyaşımı sildi yar Seni mennen savıdı

      Bağlantı Bağlantı[162]

      SEN BİR YANA BİR YANA

      Kaşları çohtu senu Kaşları karasına

      Kiprıgu ohtı senu Hal bitip arasına

      Men seni çoh severem Bir kutu melhem eyle

      Haberu yohtı senu Sür bağrım yarasına

      Sen bir yana bir yana Bağlantı

      Men bir yana bir yana

      Çifte abalı dostım

      Kah gidah seyrana

      Kaşları yay menimçin Kara çadır haraldan

      Kiprıgu say menimçin Benzu seçtim maraldan

      Men öllem sene kurban Ne derdim var ne belam

      Sen ölev vay menimçin Sensen benzim saraldan

      Bağlantı Bağlantı[163]

      E. KARAY TÜRKÜLERİ

      Anavatanları Kırım yarımadası olan Karaylar, XIV. yüzyılın sonunda Litvanya büyük Prensi Vitold tarafından Litvanya’ya yerleştirilmişlerdir. Bugün Litvanya-polonya sinirlarinda yaşamaktadirlar. Her ne kadar Slavlarin etkisinde kalmişlarsa da dillerini ve törelerini korumasini bilmişlerdir. Musevi inanca sahiptirler. Nüfuslari 3.000 kadardir. Dilleri Kipçak-Kuman Türkçesine baglidir.

      MUZHUL KELIN ÜZÜNTÜLÜ GELIN

      Hayifsun tanri kelinimiz Merhamet göster tanri gelinimiz

      Yubat ani sen beyimiz Yatiştir ona sen kralimiz

      Nye astri sinih yiladir Ne kadar agir agliyor

      Birligiya yalbaradir Tevhidine yalvariyor

      Hörmyatli siyli biylyarim Hürmetli sayin baylarim

      Eşitiyiz sarnavlarim Işidin kederlerim

      Nye men özgyarak barindan Neden ben diger herkesten

      Ayrilma süvyarlyardyan Ayri düşmekteyim sevgililerden

      Yaşarmahimni sindirdiy Gelişmemi hep yiktin

      Zaman ensya ma kayirdiy Talihi benden çevirdin

      ………………… ……………………

      Kim kotaralir işlyarni Kim yapabilir işleri

      Tenrilik ken kenyaşlyarni Tanrinin nasihatleri

      Erkindyan anin bolundu Kuvvetinden herşey peydahlandi

      Şahislar mendyan tozuldu Düşünceler benden dagildi

      Yaratmah vahttan dünyani Yaratma zamanindan dünyayi

      Koydu bizgya kadagani Bize verdi yasayi

      Birliktya bolup ayirilma Bu birlikten ayrilmak

      Süvyaryardyan yirahlanma Sevgililerden uzaklaşmak

      ……………………

      Töravçülyarim kelgyandya Atalarim geldikçe

      Dostlariba bir bolhanda Dostlarla birlikte

      Kikillyarimni çeşkyandya Zülfümü çözmekte

      Sizlav koydular içimdya Aci koydular içimde

      Bar ol süvyar karindaşlarim Hep sevgili kardeşlerim

      Çebyar menim yoldaşlarim Cana yakin yoldaşlarim

      Kiyasa bezildim alarha Sanki onlari bezdirdim

      Salinhanimda bu avha Ve bu aga atildim

      ……………………..

      Tohtanip kelin yaşindan Durdurup gelin yaşlari

      Aytti tügyal üragindyan Pak yüreginden dedi

      “Mahtavlar biygya aytayım Rabbıma övgü söyleyim

      Yaratuvçuma sarnayım Yaradanı methedeyim

      Kaçan bu anın erkindyan Hepsi onun emrinden

      Tüvül adam sahışından Kimsenin değil fikrinden

      Enkyatyam başım barına Başım eğilir hepsine

      Cahtlavçular saruvuna İlk önce düşen buyruğuna

      Biyançkya yaşım kayırılhey Yaşımı sevince değiştirsin

      Başlıhtan sonhum ulpayhey Başlangıç ve sonumda olgunluk versin[164]

      F. KAZAK TÜRKÜLERİ

      Gelin kızın evden alındığı sıra söylenen türkülere Kazak ve Kırgızlar car car, Özbek, Tacik, türkmen ve Uygurlar da yar yar derler. Car car türküleri; acı, umut ve dilekleri ihtiva eden türkülerdir. Car car türküsüne önce damadın tarafı başlar. Mısralar “car car” diye bitirilir. Dörtlük sayısı 4-6 arasında değişen bu türkülerin 7-8 hecelidir. Az da olsa 10-11 heceli şekilleri de vardır.

      Küvey (Damat) tarafı

      Alp kelgen bazardan kara nasar Çarşıdan getirilmiş kara kumaş

      Kara makpal savkele şaşıñ basar Kara kadife başlıklı saçını örter

      Munda akem kaldı dep kam cemengiz Babam burada kaldı diye üzülme

      Caksı bolsañ kayın atañ orın basar İyi olrsan kaynatan onun yerini alır

      Kelin (Gelin) tarafı

      Esik aldı karasu meydan bolsın Eşik önü karasu meydan olsun
      Ak cüzimdi körgendey aynam bolsın Ak yüzümü gördüğüm gibi aynam olsun

      Kayın atası bar deydi osı Kazak Kaynatası var der o Kazak

      Aynalayın akemdey kaydan bolsın Kurban olayım babam gibi nasıl olsun

      Küyev tarafı

      Ak koyan kaşar cotalap Ak tavşan kaçar yokuş yukarı

      Ak taylak öser botalap Ak deve çoğalır yavrulayarak

      Nege munşa cılaysıñ Nice böyle ağlarsın

      Artıñnan iniñ barar apalap Ardından kardeşin gelir görmeye abla diyerek

      Kelin tarafı

      Tekemettiñ şet bavın oya tursın Keçe, kilim kenar bağını işleyedursun

      Toy basına tuv biye soya tursın Düğün başına kısraklar kesedursun

      Men şeşeme aytayın akeme ayt dep Ben anneme söyleyeyim “Babama söyle” diye

      Meni dese bıyılşa koya tursın Beni dinlerse bu yıl bekleye dursun[165]

      G. KIBRIS TÜRKÜLERİ

      Her ne kadar on bir heceli mısralardan oluşan bentlerle söylenmiş örnekler bulunsa da Kıbrıs Türkülerinin çoğunluğu manilerle vücuda getirilmişir. Lirik türkülere nazaran hareketli türküler daha fazladır.

      HANAYLAR YAPDIRDIM

      Hanaylar yaptırdım döşedemedim

      Çifde kumruları eş edemedim

      Zalım felek ile baş edemedim

      Gonma bülbül gonma çeşme başına

      Şu gençlikde neler geldi başıma

      Hanaylar yapdırdım yüceden yüce

      İçinde yatmadım üç gün üç gece

      Gurbanlar keseyim döndüğün gece

      Gonma bülbül gonma çeşme başına

      Şu gençlikde neler geldi başıma[166]

      ASKER TÜRKÜSÜ

      Askerliğe kandılar A benim pembe şalım

      İyi birşey sandılar Yanalım tutuşalım

      Dünyalarına doymadan Aramız derya deniz

      Ateşlere yandılar Biz nasıl kavuşalım

      Vapur düdük çalıyor Teyyareler vızılar

      Askerleri alıyor Hep yürekler sızılar

      Analarla babalar Yazık oldu gençlere

      Hüngür hüngür ağlıyor Hep gitti ana kuzular[167]

      DOLAMA DOLAMAYı

      Dolama dolamayı İki cihan oyunda

      Getirin bağlamayı Elma tüter koynunda

      Kimden alıştın yavrum Ne güzel oyun oynar

      Bu göbek sallamayı Çingene var soyunda

      Aman aman elinden Bağlantı

      Sarsam ince belinden

      Öpsem dudu dilinden

      GÜZEL SENİ ÇOK ÖZLEDİM

      Bir mendil aldım dereden Bahar çiçek açar dalda

      Yolum geçmez yar oradan Ömür geçer hep bu yolda

      Bin bir derdim var yaradan Benim gönlüm değil malda

      Güzel seni çok özledim Bağlantı [168]

      Üç ay oldu yol gözledim

      Hakikattir bu sözlerim

      MAGOSA LİMANI

      Magosa limanı limandır liman İskeleden çıktım yan basa basa

      Beni öldürende yoktur din iman Magusa’ya vardım kan kusa kusa

      Uyan Ali’m uyan uyanmaz oldu Magusa limanından aldılar beni

      Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldu Üç mil uzağına attılar beni[169]

      H. KUMUK TÜRKÜLERİ

      Kumuklar, türkü yerine yır sözünü kullanırlar.Toy (düğün) larda kız ve erkeklerin karşılıklı olarak sarın denilen türküler okurlar. Sarınlar daha ziyade manilerden oluşan dörtlük şeklinde türkülerdir.

      YIRLAR

      Yaruk yılduz karşu toğar aylağa Yağasına yarlı yamav saldırgan

      Yazılanlar yahşi turar baylağ Yağasından bir gızbay aldırgan

      O yarlılık seni üyün yıhılsın Şunu da bir yannızlıktan bilemem

      O yannızlık seni belin büğülsün Şunu da bir yannızlıktan göremem

      Yağalağa yalnız terek ornalğan Avnağanın seni sarı saz mıdı

      Tamurları tavnu taşnı tarağan Yanındagı yoldaşların az mıdı

      Tibine bir sema asker gonağan Avnağanın seni gara gum mudu

      Yaprakları aşin yaprak bolağan Yanındagı yoldaşların gul mudu[170]

      (yarlılık : yoksulluk, yarlı : yoksul, saldırgan : koydurmuş, ornalğan : bitmiş, görünmüş, tamur : damar, avnağanın : yuvarlandığın, saz mıdı : toprak mıydı)

      SARINLAR

      Süydüm tayak süy tayak Sevdim değnek sev değnek

      Süyyenime tiy tayak Sevdiğime değ değnek

      Süyyenime tiymessen Sevdiğime değmezsen

      Otga tüşüp güy tayak Ateşe düşüp yan değnek

      Alma berip haptırdın Elma verip ısırttın

      Kökrek avruv gaptırdın Yürek ağrısı kaptırdın

      Alaman dep yandırdın Alacağım deyip yandırdın

      Almayman dep gandırdın Almayacağım deyip kandırdın

      Uvak uvak bolalar Ufak ufak olalar

      Maçiğime tolalar Ayakkabıma dolalar

      Kirli papaklı ulanlar Kirli papaklı oğlanlar

      Niye ökdem bolalar Niye kabadayı olalar

      Ökdem niye bolasız Kabadayı niye olasınız

      Sizden gayrı yok gimik Sizden başka yok gibi

      Ökdemlik size yakışmaz Kabadayılık size yakışmaz

      Samurada pok gimik El arabasında b.. gibi[171]

      I. NOGAY TÜRKÜLERİ

      Nogaylar Kıpçak grubuna dahildir. Dağıstan’da, Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyetinde Stavropol Krayı’nda ve Romanya’da yaşamaktadirlar. Bugünkü nüfuslari 76.000 kadardir. Yazili edebiyatlari olmamakla birlikte zengin sözlü edebiyatlari ve destan kültürleri vardir.[172]

      YAS KELINDIN ZARI GENÇ GELININ ZARI

      Atam saga ne bolgan Baba sana ne olmuş

      Mennen yavap soramay Benden cevap sormaksizin

      Tüzlikti süygen kişige Dogrulugu seven insana

      Izinsiz eş yaramay Izinsiz hiç iyi degil

      Atam maga ne ettiñ sen Baba bana ne yaptın

      Malday sattın zor ettiñ Mal gibi sattın zorladın

      Gül şeşektiy balañdı Gül çiçeği gibi yavrunu

      Azat basın kor ettiñ Bayımsız başını hakaret ettin

      On bes tuvar min manet On beş hayvan bir paraya

      Meni satıp bergen soñ Neni satarak verdikten sonra

      Men esiñde bolmadım Ben aklında olmadım

      Kızıl kabıñ tolgan son Kırmızı kabını doldurduktan sonra

      Men şe adem balası Ben de adam yavrusuyum

      Ayvan tuwıl satarga Hayvan değilim ki satılayım

      Namısıñ kalay şıdadı Namusum nasıl dayandı

      Balañnı satıp aşarga Yavrunu satarak yemeğe[173]

      COL BOYINA

      Col bayına güller ektim Yol boyuna güller ektim

      Onı da erkez koklaycak Onu da herkes koklayacak

      Erkezge kerek curtnıñ güli Herkese gerek yurdundan gülü

      Onı da erkez suwlaycak Onu da herkes sulayacak

      Ay pişken malina hop Ay pişmiş malina hop

      Bizge de kerek hep birlik Bize de gerek hep birlik

      Aşacaktır aşacaktır Açacaktır açacaktır

      Menim de ekken güllerim Benim de ektiğim güllerim

      Güller aştı şimdi keldi Güller açtı şimdi geldi

      Menim de raat künlerim Benim de rahat günlerim

      Bağlantı Bağlantı

      Ep karayık soldurmayık Hep bakarız soldurmadan

      Curtımıznıñ güllerin Yurdumuzun güllerini

      Unıtmayık hatırlayık Unutmayız hatırlarız

      Geşken kara künlerin Geçen kara günleri

      Bağlantı Bağlantı[174]

      İ. ÖZBEK TÜRKÜLERİ

      Özbeklerde gelin kızın baba evinden alınıp, damadın evine götürülmesi sırasında, kadınların koro halinde tefler eşliğinde söyledikleri türkülere yar yar veya car car denir. Bu türkülerle, gelinin ana-babası ve gelin yüceltilir, geline öğütler verilir, iyi dileklerde bulunulur, kederler dile getirilir. Kazak türkülerinde olduğu gibi mısra sonlarında “yar yar” denilir. I. ve III. mısralar 7, II. ve IV. mısralar 4 hecelidir. Kafiye düzenleri ; abcb şeklindedir. On bir heceli şiirler ise, beyitler halindedir ve her beyit kendi arasında kafiyelidir. Bunların sonunda da “yar yar” sözü söylenir.

      Torda turgan gilamniñ Yukarıda duran halının

      Bir gülidiñ yar yar Bir gülü idin yar yar

      Atañ bilen anañniñ Atan ile annenin

      Bülbülidnn yar yar Bülbülü idin yar yar

      Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama

      Toy seniki yar yar Düğün seninki yar yar

      Bedevletli bek yigit Sınırsız zengin bey yiğit

      Yar seniki yar yar Yar seninki yar yar

      Asmandegi yulduznı Gökyüzündeki yıldızı

      Atañ atgan yar yar Atan atmış yar yar

      Öz kızını tanımay Öz kızını tanımayarak

      Atañ satgan yar yar Atan satmış yar yar

      Kazandagi katlama Kazandaki katlama

      Katlanadı yar yar Katlanır yar yar

      Kıznı alıb yengesi Kızı alarak yengesi

      Atlanadı yar yar Hazırlanır yar yar

      Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama

      Yoliñ bolsın yar yar Yolun açık olsun yar yar

      Kolsa alıb süygüdey Kola açıp sevgi gibi

      Oğliñ bolsın yar yar Oğlun olsun yar yar

      Tahta köpır üstıden Tahta köprü üstünden

      Tay baradı yar yar Tay varır yar yar

      Dervazanı keñ açıñ Kapıyı geniş açın

      Ay baradı yar yar Ay varır yar yar[175]

      DERYA TALKIN SUVLAR TAŞKIN

      Derya tolkın suvlar taşkın otalmayman Derya dalgalı sular taşkın geçemem

      Atım arık menzilimge yetalmayman Atım zayıf menzilime ulaşamam

      Atginamni arık kılgen şu meyda taş Atımı zayıf yapan şu küçük taş

      Renginamni sarık kılgen ul kalem kaş Rengimi sarı yapan o kalem kaş

      Havlımızniñ arkasıda hayinçekke Avlumuzun arkasında salıncağa

      Çekke köylek yaraşadı kelinçekka İnci gömlek yaraşır geline

      Çekke köylek yengige tut kakaylik İnce gömlek yenine dut silkeleyelim

      Küyav töre bağrıga ot yakaylik Güvey beyin bağrına ateş yakalım

      Hay hay ölen can ölen gül kesganim Hay hayölen can ölen gül kestiğim

      Bir havlıda kuvalaşib teñ ösganim Bir avluda kovalaşarak beraber büyüdüğüm

      Hay hay ölen can ölen gül kayde bar Hay hay ölen can ölen gül nerede var

      Bir yahşıga bir yaman her kayde bar Bir iyiye bir yaman her yerde var

      Deryalarniñ ul yüzıde üylariñiz Deryalerin o yüzünde evleriniz

      Akarışıb körinadi boylarinniz Belirli belirsiz görünür boylarınız

      İpmidi ipek midi kiyganiñiz İp midir ipek midir giydiğiniz

      Bizdenam artık mıdı süyganiñiz Bizdende mi fazladır sevdiğiniz[176]

      (ölen : düğünlerde söylenen türkü)

      J. TATAR TÜRKÜLERİ

      Macar alimi Ignacz Kunoş’un 1915’te Estergon Kampında esir olan Tatarlardan derlediği mani, cır ve ninni gibi anonim ürünler, Zsuzsa Kakuk tarafından Kırım Tatar Şarkıları adıyla yayımlanmıştır.Bu kitapta 136 türkü bulunmaktadır. Dobruca Tatarlarının anonim ürünleriyle ilgili olarak yapılmış son çalışma ise, Prof. Dr. Enver Mahmut ve Dr. Nedret Mahmut’a aittir.[177] Biz burada iki örnek vermekle yetiniyoruz.

      (Elif) dedim (be) dedim Elif dedim be dedim

      Kadam saña ne dedim Yarim sana ne dedim

      Akan su merekeb olsa Akan su mürekkep olsa

      Yazılmaz benim derdim Yazılmaz benim derdim

      Elifim nuktalanğan Elifim noktalandı

      Az derdim çohçalanğan Az derdim çokçalandı

      Yetiş anam yetiş babam Yetiş anam yetiş babam

      Kaberim tahtalanğan Kabrim tahtalandı[178]

      ÖKSEK MİNAREDEN

      Öksek minareden attım ben bir daş Öksek minareden attım kendimi

      Ne anem bar ne babam bar ne hardaş Çoh aradım bulamadım dengimi

      Bu yar baña hem arhadaş em yuldaş Hırmızı güllerden alğan rengini

      Çubuğım yok yul yanına uzatam Temirciler temir düger tuç olor

      Tahatım yok yar yulına küz atam Süyip sayıp ayrılması küç olor

      A hız seni ben kimlere uşatam Almam desem o da maña iş bolor[179]

      ŞAL AT ĞEKTİM

      Şal at ğektim şanaga Beyaz at koştum kızağa

      Gibere berdim yaylaga Salıverdim yaylağa

      Menden kop kop selâm ayt Benden çok çok selâm söyle

      Al yanakli Leyla’ga Al yanaklı Leyla’ya

      Yar yar yar aman Yar yar yar aman

      Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman

      Uş karamfil asladîm Üç karanfil aşıladım

      Ayva suwina taşladim Ayva suyuna bıraktım

      Ğandan sûvgen varimnî Candan sevdiğim yarimi

      Ellerge bağişladîm Ellere bağışladım

      Yar yar yar aman Yar yar yar aman

      Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman[180]

      MEN ANAMIN BİR KIZI EDİM

      Men anamin bir kîzî edim Ben annemin bir kızı idim

      Konğa gül edim Gonca gül idim

      Aşîlmagan konğa gül edim Açılmamışgonca gül idim

      Sarardım soldîm Sarardım soldum

      At aylanmaz azbarîmdan At dönemez avlumuzdan

      Araba aylandi Araba dolandı

      Ğanim suymegen yerlerge Canım sevmedik yerlere

      Başîm baylandi Başım bağlandı

      Men bu keşe bir tiş kordim Ben bu gece bir rüya gördüm

      Uy tobem oyıldi Ev üstü oyuldu

      Annemden bir yar suydim Annemden bile saklı yar sevdim

      Alemge tuyuldi Âleme duyuldu

      Toy aldînden taş yükledim Köy önünden taş yükledim

      Arabam tolmadî Arabam dolmadı

      Öz köyimden bir yar suydim Kendi köyümden bir yar sevdim

      Menim de bolmadi Benim olmadı[181]

      CAWIN CIRI

      Caw caw cawınım Cawın cawsın tarlaga

      Balaban bolsın kawınım Darı biyday arpaga

      Sölde egin on bolsın Körinmesin boyından

      Köyde ambarlar tolsın Babam orak şalganda

      Cawın cawsın koraga Köy aldında konakay

      Cemiş şeşek soganga Boyı bolsın kamıştay

      Eki kartop bir minsin Onı körip kuwansın

      Böleşkende okkaga Tawık pepiş hem torgay[182]

      K. UYGUR TÜRKÜLERİ

      Folklor bakımından oldukça zengin olan Uygur Türklerinde türkü ve koşma söyleme alışkanlığı hâlâ canlı olarak yaşatılmaktadır. Söylenen parçalar şekil, ezgi ve konularına göre çeşitli adlarla adlandırılırlar. Teyipcan Eliyop bunları şu şekilde sıralar: Alley (ninni) koşmaları, çocuk oyunlarının koşmaları, düğün ve meşrep koşmaları, noruz koşmaları, karlık beyitleri, moçel koşmaları, ağıtlar, emekçilerin türküleri, tarih ve tarihe mal olan kişilere ait koşmalar, aşk ve muhabbet türküleri, insani faziletleri dile getiren koşmalar, gurbet türküleri vs.[183]

      Uygur Otonom bölgesinde, Merkit nahiyesinde yaşamakta olan Dolanlar eğlenceye düşkün bir boydur. Çeşitli vesilelerle sık sık bir araya gelerek kadınlı-erkekli eğlenirler.Buna Dolan Meşrebi denilir. Oyun ve cezaların da bulunduğu bu eğlencelerin en önemli kısmını musiki oluşturur.

      Meşreb sırasında Dolanlara mahsus olan Dolan Mukamı vardır. Dolan Mukamı; Zilbayavan, Uzhal, Rak, Muşaverek, Bombayavan, Cula, Simbayavan, Dogamet ve Hurekbayavan olmak üzere dokuz çeşit adlandırılır. Her mukam başlangıcı müteakıben, Çikitme, Senem, Selika (Senkas) ve Sırılma gibi bölümlere ayrılır.

      Mukamlarda söylenen koşaklarır durakları şu şekildedir:

      4+3= 7, 4+4= 8, 5+5= 10, 8+5= 13.

      Dolan Mukamı özel çalgılarla icra edilir. Bunlar; Dolanravabı, Dolankılgeceyi ve teftir.

      Dolan Meşrebi sırasında okunan koşaklardan bazıları şunlardır:

      Şu görünün karabağ Şu görünen karabağ

      Meniñ yarimniñ bağıdır Benim yarimin bağıdır

      Dıpıniñ üni kiledur Tefinin sesi geliyor

      Didar körüşmek kaydıdur Görüşmemiz ne zaman

      Ay bilen kün dost iken Ay ile güneş dost imiş

      Çolpanga hemra yok iken Çoban yıldızına eş yok imiş

      Ahunumden sorısam Hocadan sorduğumda

      Aşıkka nika yok iken Aşığa nikâh yok imiş

      Karçugam kökülde kaldı Şahinim kakülde kaldı

      Men yınıp keldim bu yan Ben bu tarafa geldim

      Men yınıp kelgen bilen Ben bu tarafa gelsem de

      Könglimiz kökül sayan Gönlümüz kaküldedir

      Men bu yerni çöl disem Ben bu yeri çöl sanmıştım

      Çölemes gülzar iken Çöl değil gülzar imiş

      Togrıkı almıga ohşaş Meşeleri elma ağacı gibi

      Yulgunleri mazar iken Yılgınları mezar imiş

      Köyimen a köyimen Yanıyorum a yanıyorum

      Karşı karaga köyimen Kara kaşlıya yanıyorum

      Közlerini oynutup Gözlerini oynatıp

      Cannı alaga köyimen Canı alana yanıyorum

      Seherde sayragan bülbül Sabahleyin öten bülbül

      Endi sayramas boldı Şimdi ötmez oldu

      Aval karıgan yarlar Önce bakan yarlar

      Endi karımas oldı Şimdi bakmaz oldu

      Kaga cigdeñni yimeymen Karga iğdesi yemeyeceğim

      Tişim ağrıdu meniñ Dişim ağrır benim

      Meşugum yadımga yetse Sevgilimi düşünsem

      İçim ağrıdu meniñ İçim yanıyor benim

      Koyunuz barma hınım Koyununuz var mı hanım

      Koyga koşup koy bakkılı Koyunla birleştirip gütmem için

      Meyliniz bar mu hınım Bana meyleder misiniz hanım

      Kökrekke töşni yakkılı Göğsünüzde döşümü yaklaştırayım

      Çokanmu tigey deydu Genç kızlar da evleneyim diyor

      Cuvanmı haber saldı Yetişkinleri de haber yolladı

      Anısı yaman kırı Anası kötü ihtiyar

      Şahıda çapan saldı İpekli elbise istiyor

      Vah yaylıduk yaylıduk Vah yaylaya çıktık yaylaya çıktık

      Aksu Kuçar’da yaylıduk Aksu, Kuçar’da yaylaya çıktık

      Yumulak dönge çıkıp Yuvarlak tepeye çıkıp

      Yayrım kıni dep yığlıduk Yarim nerede diye ağladık[184]

      KARŞILIKLI KOŞAKLAR

      Erkek

      Dilberim ay yüzüñe Dilberim ay yüzüne

      Zeytüne dek halıñ bolay Zeytin renginde benin olayım

      Kiçe yanıñda yıtıp Gece yanında yatıp

      Kündüz hırıdarınn bolay Gündüzün müşterin olayım

      Kız

      Atlanıp sehraga çıksañ Ata binip köye gidersen

      Kamçı destiñ men bolay Kamçına sap ben olayım

      Bar elniñ közi sende Bütün elin gözü sende

      Til tumarıñ men bolay Nazarlığın ben olayım

      Erkek

      Taluçi talga tigemdu Dalın ucu dala değer mi

      Taluçi taldın yırak Dalın ucu daldan uzak

      Meylimiz sizge tüşüptü Gönlümü size kaptırdım

      Öyimiz andın yırak Evimiz ondan da uzak

      Kız

      Öy yırakı bolsa bolsun Evimiz uzak olursa olsun

      Köngül yırakı bolmısun Gönlümüz uzak olmasın

      İkkimiz aşna bolaylı İkimiz dost olalım

      Öydikiler tuymısun Evdekiler duymasın[185]

      KIRBİR YALGAN KOŞMASI KIRK BİR YALAN KOŞMASI

      Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz

      Men bir batur idim Ben bir batur idim

      Tağda keyik atur idim Dağda geyik avlardım

      Malhıyımnı kırga koyup Kalpağımı kırda bırakıp

      Kırk kızlar koğlar idim Kırk kızı kovalardım

      Ünmigen çığ tüvide Bitmemiş ot dibinde

      Törelmigen toşkannı Olmayan tavşanı

      Pütmigen çomak bilen birni salsam Yapılmamış çomakla bir vursam

      Kolımıgan orıga çüştü Kazılmamış çukura düştü

      Alte adamge basturdum Altı kişiye bastırtarak

      Yette adamge soydurdum Yedi kişiye kestirdim

      Alte patman goşı çıktı Altı batman eti çıktı

      Yette patman çavısı Yedi batman iç yağı

      Kıştın beri yevatimiz Kıştan beri yiyoruz

      Hılımu bar teng yamısı Hâlâ tam yarısı var

      İşenmiseñla karap bıkıñla İnanmazsanız görün bakın

      Kozukta turıdı kallısı Kazıkta duruyor kellesi

      Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz

      Meniñbaturlıkımnı şundan biliñla Benim baturluğumu şunlardan biliniz

      Yını yok koñgazni Bir tarafı olmayan böceği

      Yarga tartmay minettim Kıra çekmeden biniyordum

      Yırım çiñ kepekni Yarım kilo kepeği

      Kişige yöletmey artattım Yardım istemeden yüklerdim

      Keslençükke ok-yar atsam Kertenkeleyi oklasam

      Çala tigit kaçtı Tam isabet etmeden kaçtı

      Koñgazga minip koğlısam Böceğe binip kovalasam

      Beş davan aştı Beş geçit aştı[186]

      L. YUGOSLAVYA’DA TÜRKÜLER

      Kosova’da söylenen türküler başta ninniler olmak üzere agirlikli olarak aşk, gurbet, hapishane, agit, taşlama, güldürü ve tarih konulari işlenmiştir.

      DEGIRMENIN DÜNER TAŞI

      Degirmenin düner da taşi Degirmende ben cezerim

      Durmaz akar cüzümün yaşi Ah ben o yarin derdindeyim

      Duy aman aman Bağlantı

      Bey aman aman hey

      Degirmenden fenar da aldim Degirmenden buz celiyor

      Ah ben o yara neler da aldim Ben benzettim kiz celiyor

      Bağlantı Bağlantı

      UZUN KAVAK SELVI YAPRAK

      Uzun kavak selvi yaprak dalinda kurusun

      Dalindan düşen yaprak suda çürüsün

      Evvel benim idin ya şimdi çiminsin

      Cel benim ela cüzlüm aglatma beni

      Yüregimde sevdan çok aglatma beni

      Evlerimiz üni susam deresi

      Kizi çüvermeyor o domos anasi

      Kiz buraya celmeden yoktor çaresi

      Bağlantı

      Evlerimiz üni çevpçevre harman

      Aç beyaz cüksüni okiyayim ferman

      Bulunur mi sizde dertlere derman

      Bağlantı

      DRAMA ÇÜPRÜSI

      Drama çüprüsüni (more Hasan) cece mi ceçtin (more Hasan)

      Ecel şerbetini (more Hasan) ülmeden içtin

      Anandan babandan (more Hasan) nasil vaz geçtin (more Hasan)

      At martini more Debreli Hasan daglar inlesin

      Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin

      Drama çüprüsi (more Hasan) dardir çeçilmes (more Hasan)

      Souktur sulari (more Hasan) bi tas içilmes

      Anadan çeçilir (more Hasan) yardan çeçilmes (more Hasan)

      At martini more Debreli Hasan daglar inlesin

      Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin[187]

    Türkü sözleri © 2010 All rights reserved. türkü dinle

    Anasayfa - iletişim - hakkında - türkü harihi - türkü hikayeleri - türkü sözleri